Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/10914 E. 2007/4254 K. 30.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10914
KARAR NO : 2007/4254
KARAR TARİHİ : 30.04.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı … vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı … ve vek.Av….’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin emlak alım satım komisyoncusu olarak çalıştığını ve davalının talebi üzerine Silivri ve çevresinde davalı adına 3 adet taşınmazın alımına aracılık ettiklerini, 1999 depremi ve 2001 yılı ekonomik krizi sonucu bölgede gayrimenkul fiyatlarının düşmesi sonucu davalının zarar ettiğinden bahisle tehditlere başladığını, tehdit ve baskı altında 30.07.2003 vadeli kambiyo senedi vermek zorunda kaldıklarını, bononun ciro edilerek diğer davalı tarafından icra takibine konulmasının sağlandığını iddia ederek, ikrah nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı … savunmasında, davacı ile 1998 yılında tanıştıklarını, ortak arsa alım satımı yapılması teklifinin davacıdan geldiğini ve 15.02.1999 tarihinden itibaren davacıya muhtelif tarihlerde para verdiklerini, ilk tapunun 10.07.2001 tarihinde alınabildiğini, satın alınan arsanın kendilerine gösterilen yer olmayıp, değersiz bir yer olduğunu araştırma sonucu anlamaları üzerine, davacı ile ortaklığı ayırmaya karar verdiklerini ve davacının arsayı satma ve aldığı parayı geri ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak arsaları satamadığı için zararlarını karşılamak üzere iki adet bono verdiğini, davacının tehdit edilmediğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dinlenen davacı tanıklarının beyanı ile davacının dava konusu bonoyu ikrah altında verdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B.K.nun 30. maddesi “İkrah olunan taraf, hal ve mevkiine nazaran kendisinin yahut yakın akrabasından birinin haysiyet veya şahıs veya namus yahut malları ağır ve derhal vuku bulacak bir tehlikeye maruz olduğuna kanaat getirdiği takdirde ikrah, muteber addolunur.” hükmünü içermektedir.
Aynı yasanın 31. maddesinde ise “Hata veya hile ile haleldar olan yahut ikrah ile yapılan akit ile mülzem olmayan taraf bu akdi ifa etmemek hakkındaki kararını diğer tarafa beyan yahut verdiği şeyi istirdat etmeksizin bir seneyi geçirir ise akde icazet verilmiş nazarıyla bakılır. Bu mehil, hata veya hilenin anlaşıldığı veya korkunun zail olduğu tarihten itibaren cereyan eder.”hükmü yeralmaktadır.

İkrah altında alındığı ileri sürülen bononun düzenlenme tarihi 01.02.2002’dir.
Diğer yandan imzası ve içeriği inkar edilmeyen ve davacı yanca davalıya verilen 23.05.2002 tarihli taahhütnamede de davaya konu bononu verildiği belirtilmektedir.
Ayrıca yine aynı taahhütname içeriğine göre davacı, davalıya arsa alım satımı sonucu meydana gelen uyuşmazlıkların çözümü ve davalının zararlarının tazminini sağlamak üzere davalıya 29.05.2002 tarihli kendisine ait taşınmazlar üzerinde tasarruf yetkisini veren vekaletnameyi verdiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davanın açıldığı tarih ise 18.08.2003 olup, bononun tanzim tarihi, taahhütname ve vekaletname tarihleri dikkate alındığında 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakta olup, resmi merciler önünde yapılan taahhütlerin ikrah altında olduğunun kabulü mümkün değildir.
Öte yandan dinlenen davacı tanıkları, somut olayla ilgili olarak görgüye ve bilgiye dayalı açıklamada bulunmamış, sadece davacının söylemlerini aktarmışlardır. Tanıkların bir kısmının davacı ile aralarında menfaat birliği olan kişiler olduğu anlaşılmaktadır.Mahkemece belirtilen yönler gözden kaçırılıp tanık beyanlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı … yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 500.00.YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı …’a ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.