YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3491
KARAR NO : 2008/11647
KARAR TARİHİ : 27.11.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 18.12.2007
Nosu :95/843
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketten 1994-1999 yılları arasında sınai gazı satın aldığını, ancak davalının elinde kalan (533) adet gaz tüpünü müvekkili şirkete iade etmediğini, oysaki toplam (7) gün içinde iade edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalıya ihtarname keşide etmesine rağmen bundan sonra alamadığını, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu miktarın reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, ayrıca müvekkilinin aldığı gazlara ilişkin bütün boş tüpleri davacıya iade ettiğini kendinde boş tüp kalmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının zamanaşımı itirazının BK’ nun 125.maddesi uyarınca yerinde olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile davacının davalıya sınai gazı sattığı, malların teslimine ilişkin irsaliyelerde, teslim edilen gaz tüplerinin en geç (7) gün içinde iade edilmesi aksi takdirde iade edilmeyen her tüp için 200 DM alınacağına ilişkin yazı bulunduğu, ancak bu yazının taraflar arasında akdedilmiş, bir sözleşme hükmünde olmadığı gibi Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 gün 2001/1 Esas, 2003/1 sayılı kararı uyarınca da fatura ve irsaliyeler üzerinde yazılan bu tür ibarelerin geçerli olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında sınai gazı alım satımına yönelik ticari bir ilişki olduğu tartışmasızdır. Uyuşmazlık davalıya teslim edilen sınai gazı tüplerinin, davacıya iade edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı, kendisinde bulunan bütün boş tüpleri, davacıya iade ettiğini savunmuştur. Bu durumda ispat külfeti davalıya aittir. Davalı boş tüpleri karşı tarafa teslim ettiği yolundaki savunmasını, kesin delille kanıtlamak zorundadır. Mahkemece, bu yönler gözetilmeden aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.