YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11326
KARAR NO : 2023/780
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun, bozma sonrası mahkemece yapılacak işlemleri düzenleyen 429. maddesinin ikinci fıkrasında; “…Mahkeme, temyiz edenden 434. madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra, Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir” hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, mahkemece tarafların beyanlarının alınmasından sonra yapılacak …, açıkça bozma nedenlerine uyulması ya da eski kararda direnilmesine dair ara kararı oluşturmak olmalıdır. Bunun yanında mahkeme, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesindeki yetkisini kullanırken, bozma nedenlerinden her birine, ne sebeple uyduğunu ya da uymadığını gerekçesinde belirtmekle ödevlidir.
Somut olayda, bozma kararı sonrası mahkemece yapılan duruşmanın dosyaya özgü olmadığı ve taraflara okunan bozma ilâmının Dairemizin 04.10.2021 tarih, 2021/7173 E. – 2021/8337 K. sayılı bozma ilâmı olmadığı görülmektedir. Mahkemece taraflara bozma ilâmı olarak … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 04.10.2021 tarihli 2021/7173 E. -7337 K. sayılı ilâmı okunduğu gibi bozmaya uyulup uyulmayacağı konusunda açıkça bir ara karar oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece öncelikle taraflara bozma ilâmının ve yeni duruşma gününün tebliğ edilmesi, duruşmada dosyaya özgü Daire ilâmının usulüne uygun bir şekilde okunup zapta geçirilmesi, taraflar duruşmaya davet edip dinledikten sonra, bozmaya uyulup uyulmayacağı konusunda açıkça bir ara karar oluşturularak sonuca gidilmesi gerekirken ilgisiz karar esas alınıp yargılama yapılması doğru olmadığı gibi takipler yönünden zaman aşımı oluşup oluşmadığı hususunda tarihsel ve yeterli bir gerekçe oluşturulmaması da doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; bozma ilamında, davada davacı mirasçı olarak taraf gösterilen …’in mahkemeye sunulan 12.04.2019 tarihli dilekçesinde yazılı talepleri hakkında olumlu veya olumsuz olarak herhangi bir değerlendirme yapılmamasının da yerinde olmadığı belirtildiği halde, bu yönde de bir karar verilmediği, bozmanın gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıdaki yasa hükümlerine uygun olarak, tarafların bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti sonrasında bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde usulüne uygun bir karar verilmek suretiyle hüküm tesisi gerekirken, bu hususun göz ardı edilmesi isabetsiz olup, yargılamanın usulüne uygun yapılabilmesi için, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Davacıların temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 366. ve HUMK’nın 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, ilâmın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.02.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.