Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18336 E. 2023/1569 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18336
KARAR NO : 2023/1569
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/250 E., 2015/115 K.
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, tefecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcısı, sanık müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümlerin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2013/250 Esas, 2015/115 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi 35, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b)Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c)Tefecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik;
Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istekleri; Adli Tıp Kurumu raporu, bilirkişi Cüneyt Yetgin tarafından düzenlenen rapor, tanık ifadesi ve dosya kapsamından sanığın savunmasının aksine mahkumiyetine yetecek ölçüde, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B.Sanık Hakkında Tefecilik Suçlarından Kurulan Hükme Yönelik;
Katılan vekilinin temyiz isteği; beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükmün bozulması ve sanığın tefecilik suçundan suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’ın, sanıktan daha önce faizle ödünç para aldığını, 2012 yılında da yeniden sanıktan 115.000,00 TL borç istediğini, sanıkla bu borca teminat olması için senet ve adi yazılı sözleşme düzenlediklerini, senet ve sözleşme üzerindeki yazıları kendisinin yazdığını, sözleşme üzerindeki imzayı kendisinin atıp atmadığını hatırlamadığını, ancak kendi parafına benzediğini, senet üzerindeki borçlu imzalarının bulunduğu kısmı ise parayı aldıktan sonra imzalamak üzere boş bırakarak sanığa verdiğini, daha sonra sanıktan para almaktan vazgeçerek senet ve sözleşmeyi yırtmasını istediğini, buna rağmen sanığın senetteki borçlu imzalarını ve eksik unsurları sahte şekilde tamamlayarak 05.04.2012 tarihinde Isparta 3. İcra Müdürlüğünün 2012/1495 esas dosyası üzerinden aleyhinde icra takibinde bulunduğunu, sanığa ulaşarak imza inkarında bulunacağını ve şikayet edeceğini söyleyince sanığın takibi geri çektiği yönünde şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, sanık hakkında adi yazılı sözleme ve senet nedeniyle resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve tefecilik suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. 04.05.2012 günü sanığın, alacağından feragat ettiğini bildirerek İcra Müdürlüğünde bulunan senet aslını teslim alarak yırtması nedeniyle suça konu senet aslının ele geçmediği, soruşturma sırasında Isparta 3. İcra Müdürlüğünün 2012/1495 esas dosyasından 20.02.2012 tanzim, 30.03.2012 vade tarihli alacaklısı … borçlusu … olan “215.000,00” TL bedelli senet fotokopisin dosyaya alındığı ve sanık tarafından da senedin dayanağı olan adi sözleşme aslının ve savunmasına dayanak teşkil eden kredi sözleşmesi evrakının dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır.
3. 05.03.2013 tarihli Antalya Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğü tarafından senet fotokopisi ve adi yazılı sözleşme üzerinden yapılan incelemeye ilişkin düzenlenen ekspertiz raporunda; fotokopi belge üzerinden tespit edilebildiği kadarıyla, belgeler üzerindeki imzaların … elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
4. Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle, katılan …’ı oturduğu mahalleden tanıdığını, katılana araç satışı ile ilgili yardımcı olduğu zaman diliminde samimiyetlerinin arttığını, bu süreçte katılanın zaman zaman kendisinden farklı miktarlarda borçlar alarak her zaman gününde ödediğini, bir süre sonra da kendisine ortak iş yapmayı teklif ettiğini, yanında birisini getirerek Burdur Şeker Fabrikası müdürü olarak tanıttığını ve buradan şeker alacaklarını, bu şekilde toptan gıda işi yapacaklarını söylediğini, parasının olmadığını ancak katılana güvenmesi nedeniyle Türkiye İş Bankası’ndan kredi çekip parayı katılana teslim ettiğini ancak katılandan teminat istediğini, bunun üzerine katılanın suça konu senet ve borcu olduğuna ilişkin adi yazılı sözleşmeyi iş yerinde düzenleyip imzalayıp kendisine verdiğini, senet düzenlendiği sırada katılanın yanında açık kimliğini bilmediği bir kişinin olduğunu, adi sözleşme üzerindeki yazı ve imza ile senet üzerindeki yazıları katılanın yazdığını gördüğünü ancak senedi imzaladığı sırada kendisinden çay istemeleri nedeniyle kendisinin imzalayıp imzalamadığını görmediğini, bir süre sonra katılanın iş yerinden ve ikametinden ayrıldığını duyması üzerine katılana ulaşmaya çalıştığını, telefonla ulaştığında parayı ödeyeceğini söyleyerek kendisini oyaladığını, bunun üzerine icra takibinde bulunduğunu, katılanın kendisini arayarak imzanın kendisine ait olmadığını, şikayetçi olacağını söylemesi üzerine, imzayı attığı sırada katılanın yanında başka birisinin de olması ve bizzat görmemesi nedeniyle çelişkiye düştüğünü, bunun üzerine avukatına danışarak imza katılana ait çıkmadığı takdirde yüklü miktar da tazminat ödememek için icra takibini geri çektiğini, feragat nedeniyle yeniden takip yapamayacağı için de senedi yırtıp attığını beyan ederek suçlamaları ve katılanın iddialarını reddetmiştir.
5. Sanık müdafii tarafından dosyaya, 14.07.2013 tarihli Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı Cüneyt Yetgin tarafından düzenlenen bilimsel mütalaa beyanı niteliğinde rapor sunulduğu, buna göre katılan …’ın mukayeseye esas imzalarının kendi aralarında yapılan tetkiklerinde istikrar göstermeyip, farklı tarzlarda atılmış imzalar oldukları ve senet fotokopisi ve adi yazılı sözleşme fotokopisi üzerinde yapılan incelemede, el yazıları ve imzaların … elinden çıktıkları kanaati bildirildiği anlaşılmıştır.
6. Senet fotokopisine ilişkin Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 14.11.2014 tarihli raporda, senet fotokopisindeki borçlu imzalarının … eli ürünü olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
7. Sanık ve katılan tarafından bildirilen tanıkların dinlendiği, bilgi ve görgülerine ilişkin beyanlarının alındığı görülmüştür.
8. Mahkemece oy çokluğuyla hükme esas alınan Antalya Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğünün 05.03.2013 tarihli raporu ile tüm dosya kapsamından; sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediği kanaatiyle cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu, tefecilik suçu yönünden ise sanık hakkında yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle oy birliğiyle beraat hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A.Sanık Hakkında Tefecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın sorgusunun yapıldığı 14.11.2013 tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B.Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı gözetilerek, dosyada suça konu senet fotokopisinin bulunduğu ancak aslının ele geçirilemediğinin anlaşılması karşısında; resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, ancak iddianameye konu edilen adi yazılı sözleşmenin sanık tarafından sahte oluşturulduğunun kesin olarak belirlenmesi halinde eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilerek, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora konu edilmemiş olması nedeniyle sözleşmedeki borçlu imzalarının katılanın eli ürünü olup olmadığı yönündeki dosyadaki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği anlaşılmakla, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, öncelikle sözleşme aslı üzerinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınarak borçlu imzasının sanık veya katılanın eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi ile sonucuna göre mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
2. Sanığın savunması doğrultusunda kredi çektiğine ilişkin evrakı dosyaya sunmuş olduğu, katılanın da sanıktan alacağı paraya ilişkin teminat amacıyla suça konu senet ve sözleşmeyi kendisinin yazdığını söylediği, almadığı bir paraya ilişkin senet ve sözleşme düzenlemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği de gözetilerek, sözleşme ve senet altındaki imzaların katılan tarafından farklı şekilde veya başkasına attırılmış olabileceği mümkün olmakla birlikte imzaların sanık tarafından atılmış olduğunun tespiti halinde sanığın özel belgede sahtecilik suçunu hukukî ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla gerçekleştirip gerçekleşmediğinin tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.05.2016 tarihli ve 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık tarafından icra takibine konu edilen senet fotokopisi üzerinde yapılan incelemeye ilişkin borçlu imzalarının katılanın eli ürünü olduğu yönündeki Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 14.11.2014 tarihli raporu, sanık savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, sanığın yüklenen suç yönünden savunmasının aksine cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi,
Nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A.Sanık Hakkında Tefecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2013/250 Esas, 2015/115 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B.Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bendinde açıklanan nedenle Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2013/250 Esas, 2015/115 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.