Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/4856 E. 2023/646 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4856
KARAR NO : 2023/646
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/301 E., 2015/257 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2015 tarihli ve 2014/301 Esas, 2015/257 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin birinci, altıncı ve yedici fıkraları uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür uygulamasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Kolluk görevlilerince tutulan 26.07.2013 tarihli tutanakta; Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü ekiplerince ring görevi yapıldığı sırada durumundan şüphelenilen sanığın yanına gidildiğinde, elinde 2 gram esrar maddesinin bulunduğu ve isminin … … olduğunu söylediği belirtilmiştir.
2. Söz konusu suç tutanağı ve … bırakma tutanağının sanık tarafından … … ismi ile imzalandığı görülmüştür.
3. Sanık kolluktaki ifadesinde; kendisinin aranması olduğunu düşünerek kardeşi olan … …’ın ismini verdiğini belirterek gerçek kimlik bilgilerini vermiştir.
4. Sanık savunmasında; boş bir arazide alkol aldığı sırada yanında 7-8 kişinin kavga ettiğini, polislerin yanlarına geldiğini, bu sırada polislere …’e haber verin dediğini ancak polislerin kendi ismini … olarak yanlış anladıklarını ve karakola götürüldüğünde … … ismi ile işlem yaptıklarını beyan ederek atılı suçu kabul etmemiştir.

IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206 ıncı maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşabilmesi için, bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge

düzenlenmesi gerekecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; 26.07.2013 tarihinde
kolluk görevlilerinin yapılan denetimler sırasında durumundan şüphelenilen sanığın yanına gidildiğinde, elinde esrar maddesinin bulunduğu, sanığın kendisini … … olarak tanıttığı ve sanığın suç tespit tutanağı ile … bırakma tutanaklarını … … ismi ile imzaladığı olayda, sanığın eyleminin seri muhakeme usulüne tabi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilerek, sanığın mağdur hakkında soruşturmaya başlanmadan önce gerçek kimlik bilgilerini söylemesi nedeniyle soruşturmaya devam edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 269 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağı bulunup bulunmadığı da tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, suç niteliğinde hataya düşülerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de;
a. Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanuna 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b. 5237 sayılı TCK’nın 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerekliliği, bozmayı gerektirmiştir.
c. Yargılama gideri olarak hesaplanan miktarın, CMK’nın 324/4 üncü maddesine 6352 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesiyle eklenen değişiklik doğrultusunda terkin edilecek miktarın altında kaldığı gözetilmeden hazine yerine sanığa yükletilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2015 tarihli ve 2014/301 Esas, 2015/257 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.