Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/9062 E. 2023/2430 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/9062
KARAR NO : 2023/2430
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme, rüşvet almaya teşebbüs, rüşvete aracılık etme, 4926 sayılı Yasa’ya muhalefet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Gerekçeli kararın tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunmayan, süre tutum dilekçesi içeriğinden de temyiz istemlerinin beraat hükmünün gerekçesine yönelik olduğu anlaşılmayan sanıklar …, … ve … müdafiilerinin anılan beraat hükümlerine ilişkin temyiz taleplerinde hukuki yararları bulunmadığı, 02/06/2014 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunan Ticaret Bakanlığının birleşen 05/07/2006 tarihli iddianame ile açılan 2006/191 Esas sayılı davadan haberdar edildiği, vekilinin 26/07/2006 tarihli katılma talepli dilekçesiyle sadece 4926 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan katılma talep ettiği, bu nedenle birleşen dosya yönünden sanıklardan …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında rüşvet alma, rüşvet verme, rüşvet almaya teşebbüs ve rüşvete aracılık etme suçlarından verilen beraat hükümlerini temyiz hakkı olmadığı, keza Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/08/2017 tarihli eksiklik giderme yazısı üzerine davadan haberdar olan ve 13/09/2017 tarihli dilekçe ile katılma ve temyiz talebinde bulunan Ticaret Bakanlığının birleşen 2006/191 Esas sayılı davadan haberdar olduğu, bu dava kapsamında 4926 sayılı Yasa’ya muhalefet haricindeki suçlardan katılma talebinde bulunmadığı, katılan sıfatını kazanmadığı ve bu itibarla hükümleri temyiz hakkı da olmadığı, 05/07/2006 tarihli iddianame ile açılan 2006/195 Esas sayılı dava kapsamındaki sanıklara isnat edilen rüşvet verme ve bu suça iştirak etme suçlarından da doğrudan zarar görmediği anlaşıldığından temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, CMK’nın 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Ticaret Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05/07/2022 tarihinden önce 13/09/2017 tarihli dilekçe temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun’un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Yasa’nın 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde sanık … yönünden müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek, başvurularının kapsamına göre incelemenin; sanıklar …, …, …, …, … ve … müdafiilerinin vekalet ücretine hasren, sanıklar …, … ve …’nın haklarında kurulan mahkumiyet, müdafiilerinin sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik, katılan … vekillerinin sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında 4926 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan kurulan beraat ile sanık … hakkında rüşvet alma suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/06/2007 tarihli ve 2007/57-130 E.-K. sayılı Kararında da açıklandığı üzere, aralarında bağlantı olsa dahi sahtecilik dışındaki diğer suçların yargılamalarının kaçakçılık suçunun yargılaması ile birlikte yapılamayacağı gözetilmeden, 5607 sayılı Kanun’un 17/2, 4926 sayılı Kanun’un 30 ve geçici 1. maddelerine aykırı olarak sanıklar haklarında rüşvet alma, rüşvet verme, rüşvet almaya teşebbüs ve rüşvete aracılık etme suçlarından açılan davalar ile kaçakçılık suçundan açılan davaların yargılamalarının birlikte yapılarak yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanıklardan …’un hükümden önce 31/10/2006, …’in hükümden sonra 30/10/2016, …’in 16/03/2019 ve …’ün 30/10/2020 tarihlerinde öldükleri UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, bu hususlar mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, bir kısım sanıkların, bir kısım sanıklar müdafiilerinin ve katılan bakanlık vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek, mahkumiyet hükümleri açısından sanıkların kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 13/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.