YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8218
KARAR NO : 2023/1675
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/722 E., 2015/259 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2014/722 Esas, 2015/259 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu, 62 nci, 54 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak bu cezanın 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca 10 ay süreli hapis cezasının 5 ay süre ile sanığın kamuya yararlı bir işte gönüllü çalıştırılması şeklinde seçenek yaptırıma çevrilmesine ve suç konusu sürücü belgesinin müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyizi; haksız tahrik hükümlerinin uygulama şartlarının bulunmadığına ve suça konu sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında birden çok yakalama emri bulunduğu, sanığın bu sebeple arandığı, suç tarihi olan 08.04.2014 günü sanığın bulunduğu kahvehanede kimlik kontrolü yapan kolluk görevlilerine kendi fotoğrafını taşıyan kardeşi …’nın kimlik bilgileriyle düzenlenmiş sahte sürücü belgesini ibraz ettiği anlaşılmıştır.
2. Sanık suçunu ikrar etmiş ve kardeşinin sürücü belgesindeki bilgilere göre hazırladığı belgeye kendi fotoğrafını yapıştırıp taşıdığını, hakkında yakalama emri bulunması nedeniyle işten çıkarılacağı kaygısıyla atılı suçu işlediğini savunmuştur.
3. Ekspertiz raporuna göre suça konu sürücü belgesinin soğuk mührünün orjinallerinden farklı olduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir.
4. Sahte sürücü belgesi Mahkemesince duruşmada incelenmemiştir.
5. Mahkemece sanığın ikrarı, ekspertiz raporu ve tutanaklar gözetilerek sanığın işten çıkarılmamak için belge üzerinde sahtecilik yapması haksız tahrik nedeni kabul edilerek cezasından indirim yapılıp kısa süreli mahkumiyetinin kamuya yararlı bir işte gönüllü olarak çalışma seçenek yaptırımına çevrilmesine, suça konu sahte belgenin müsaderesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Belgelerde yapılan sahteciliğin aldatma niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin mahkemeye ait olduğu ve suça konu belge aslı üzerinde aldatma niteliği yönünden Mahkemece bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla; sahte sürücü belgesi duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra,, aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak sağlayacak şekilde belge aslının dosya içinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a) 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için kişinin maruz kaldığı hukuka aykırı bir durumun meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi ile eylemini gerçekleştirmiş olmasının gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.03.1983 tarihli, 1-492/142 sayılı kararında da açıklandığı üzere, suçun haksız tahrikin etkisi altında işlenmiş sayılabilmesi için fail tarafından yapılan hareketin haksız tahriki oluşturan fiilin sebep olduğu gazap ve elemin bir tepkisi olarak işlenmiş olması gerekmekle birlikte, sanığın eyleminin de haksız tahrik teşkil eden fiili işleyen kimseye yönelmiş olması gerektiği; resmi belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı Kanun’un sistematiğinde ”kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde yer aldığı ve bu suçun mağdurunun kamu olduğu, sanığın işten çıkarılma kaygısıyla atılı suçu işlemiş olmasının atılı suç yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına imkan vermediği gözetilmeden, hatalı değerlendirme ile 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi uygulanarak cezasından indirim yapılması,
b) Adli Emanette kayıtlı suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanılması yerine, 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi gereğince müsaderesine hükmedilmesi,
Hususları hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2014/722 Esas, 2015/259 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.