Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/2287 E. 2006/8690 K. 22.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2287
KARAR NO : 2006/8690
KARAR TARİHİ : 22.09.2006

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya mal satıp teslim ettiğini, satışa ilişkin faturanın itiraza uğramadığını, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, malın müvekkiline teslim edilmediğini malın ayıplı yapıldığı için faturayla birlikte davacıya iade edildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğin savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının teslimden sonra iadenin ayrı dava konusu yapılabileceğini ileri sürerek iadenin gerçekleştiğini zımnen kabul ettiği, bilirkişi incelemesi sonucunda faturanın ve mal teslimine dair bir kaydın davalı defterlerinde yer almadığının, davacı defter ve kayıtlarında ise malların teslim alındığına dair davalı yanın imzasının bulunmadığının anlaşıldığı bu itibarla malların ve faturanın davalı tarafa teslim edilmeden davacıya iade edildiği, fatura içeriğinin kabul edildiğine ilişkin beyan ya da delilin mevcut olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, davacının %40 oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde önce mal almadığını belirtmiş ise de dilekçenin diğer bölümlerinde malların ayıplı olduğu gerekçesiyle davacıya iade edildiğini savunmuştur. Dosyaya sunulan cevabi ihtarnamede de ayıplı malların davacıya iade edildiği açıkça belirtilmiştir. Bu durumda dava konusu malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Davalı malların ayıplı çıkması nedeniyle davacıya iade edildiğini savunduğuna göre bu yöndeki savunmasını kesin delillerle kanıtlamalıdır. Başka bir ifade ile ispat külfeti davalı taraftadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek davalıya savunmasını ispat olanağı tanınıp tarafların tüm delilleri toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 22.9.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.