Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/3310 E. 2006/8606 K. 21.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3310
KARAR NO : 2006/8606
KARAR TARİHİ : 21.09.2006

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı … …’le 07.11.2002 tarihinde kredi kartı üyelik sözleşmesi yaptığını, davalının sözleşmeyi garantör olarak imzaladığını, borcun ödenmediğini, girişilen icra takibine sözleşmenin hata ile imzalandığı, borçlu olunmadığı ileri sürülerek itiraz edildiğini, hata iddiasının zamanaşımına uğradığı gibi, doğru olmadığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, bankaya kredi kartı almak için müracaat ettiğinde banka personeli … …’ün iki adet form verip, bunları banka içinde doldurmasını istediğini, ona güvenerek gösterdiği yerlere adresini ve ismini yazıp imza attığına, icra takibi ile … …’ün eşi …’e kefil olduğunu öğrendiğini, komploya düşürüldüğünü, kefil olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, davalının hile iddiasını toplanan delillerle gerçeğe yakın şekilde kanıtlamış olduğu, HUMK.nun 355 v.d. maddeleri uyarınca resen teklif edilen yemini de eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller davalının hile savunmasını kanıtlamaya yeterli değildir. Ne var ki davalı, dava konusu kredi kartı üyelik sözleşmesini garanti eden sıfatıyla imzalamış olmasına rağmen davacı banka davalıya gönderdiği kat ihtarnamesinde sözleşmenin müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını belirttiğinden davalının sözleşmedeki sıfatının müteselsil kefil olduğunun kabulü gerekir. Kefaletin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olduğu belirli bir miktarın (kefalet limitinin) gösterilmesi yada 12.04.1944 tarih, 14/13 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kefilin sorumlu olduğu miktarın sözleşme içeriğinden anlaşılabilmesi koşullarına bağlıdır. Dava konusu kredi kartı üyelik sözleşmesinde kefalet limiti yazılı olmadığı gibi kefilin sorumlu olduğu miktar da sözleşme içeriğinden anlaşılamamaktadır. Bu durumda davalıyı bağlayıcı geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığından söz edilemez.
Mahkemece, davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle reddi isabetsiz ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca değiştirilen bu gerekçeyle düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün belirtilen gerekçeyle düzeltilerek ONANMASINA, 21.09.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.