Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/28155 E. 2023/2854 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28155
KARAR NO : 2023/2854
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Düşme

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2014 tarihli ve 2013/68 Esas, 2014/195 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ve 3.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2. Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2014 tarihli ve 2013/68 Esas, 2014/195 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.11.2019 tarihli ve 2017/33366 Esas, 2019/12284 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturması nedeniyle uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına verilmiştir.
3. Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/282 Esas, 2020/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki kamu davasının uzlaşmanın sağlanması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği sanığın edimini ileri bir tarihte yerine getirmesinin kararlaştırılması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ve sanığın edimini yerine getirmediğine ilişkindir.

III. GEREKÇE
1. Sanık hakkında hükmün gerekçe kısmında güveni kötüye kullanma suçundan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında tehdit suçundan dolayı açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiğinin yazılması mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
2. 13.01.2020 tarihli uzlaştırma raporunda, sanık ve katılan arasında yapılan uzlaştırma görüşmeleri neticesinde, sanığın edimini ileri bir tarihte yerine getirmesinin kararlaştırıldığı belirtilmiştir.
3. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 254 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, “Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.” şeklindeki düzenleme bulunmaktadır.
4. Yukarıdaki açıklamalar karşısında; Mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, uzlaşmanın gerçekleştiğinden bahisle kamu davasının düşmesine karar verilmesi yanlış bir değerlendirme ise de zamanaşımının olumsuz bir muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğu anlaşılmıştır.
5. Sanığın yargılama konusu güveni kötüye kullanma eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi ve 67 nci maddesinin 4 üncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
6. Sanığın üzerine atılı “güveni kötüye kullanma” suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle ilk uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar Ceza Muhakemesi Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 34 üncü maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğu belirlenmiştir.
7. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 01.10.2014 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar, durma süresi de dikkate alındığında 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/282 Esas, 2020/38 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.