Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/7495 E. 2009/9686 K. 10.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7495
KARAR NO : 2009/9686
KARAR TARİHİ : 10.06.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … vekili, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak … Köyünde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği taşınmazın orman kadastro komisyonunca orman sınırları içine alındığı, orman sınırlamamasının iptal edilerek orman sınırları dışına çıkarılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 3402 sayılı yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılıp 25.7.2007-27.8.2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleştiği, davacının tapuya tutunmaksızın 30 günlük hak düşücücü süreyi geçirerek dava açtığı, tapuya tutunmaksızın 10 yıl içinde de orman kadastrosuna itiraz davası açılmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılıp 25.07.2007 – 27.08.2007 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu, 29.02.2008-31.03.2008 tarihleri arasında ilan edilen genel arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece yapılan inceleme araştırma hükme yeterli değildir. Mahkemece, keşif yapılmadan çekişme konusu taşınmaz belirlenmeden, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. ÇEkişme konusu taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmiş ve dava taşınmazın askı süresi içinde açılmış ise bu durumda dava kadastro tespitine itiraza da dönüşeceğinden taşınmazın kadastro tespit tutanağının aslının bulunduğu yerden getirtilmesi, taşınmaz hakkında başka dosyalarda derdest dava var ise dava dosyaları mevcut hukuki ve fiili bağlantı sebebiyle H.Y.U.Y’nın 45. maddesi uyarınca birleştirilmesi, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve amenajman planı getirtilerek yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılması, orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespiti halinde 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde düzenlenen zilyetlik ve imar ihya yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

Yörede 3402 Sayılı Yasanın 5304 sayılı yasa ile değişik 4/3. maddesi gereğince orman kadastrosu yapılmış olup, çekişmeli taşınmaz orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve temyize konu dava orman kadastrosunun 30 günlük askı süresinden sonra açılmış ise bu durumda taşınmazın kadastro tespit tutanağı kesinleşir. Ancak; dava, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde belirtilen 10 yıllık süre içinde açıldığından davaya bakma görevi taşınmazın dava edilen bölümünün dava tarihindeki değerine göre genel hukuk mahkemelerine aittir.
Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 gün ve 2006/20-619-665 sayılı Kararında; “3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmü gereğince müşterek çalışma esasına göre orman idaresince belirlenip kadastro müdürlüğüne devredilen ve sonuçta hakkında kadastro tutanağı düzenlenerek orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilip 30 günlük askı ilan süresi içinde dava açılmaması sonucu kadastro tutanağı kesinleşen taşınmaz hakkında vergi kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak 10 yıl içinde dava açılabilmesinin olanaklı olduğu, mülkiyet hakkının 1961 Anayasasına göre daha da güçlendirilerek, dokunulamaz, vazgeçilemez, devredilemez nitelikteki … haklar ve ödevler başlıklı ikinci kısmında düzenlendiği, bundan gerek mülkiyet hakkına gerek kişilerin gerekse Devletin azami ölçüde özen göstermesinin amaçlandığı, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılacak kadastro tesbitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olamadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı, sınırlayıcı bir hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur şekilde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı suretiyle ilana çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınmasının doğru olmadığı, … yargılanma hakkının gerek milli Anayasa ve gerek usul hukukunun önemli bir parçası olduğu gibi Avrupa Ortak Anayasal düzeninin … bir değeri olarak kabul edildiği, bu özgürlükler sağlanana kadar bu hakların etkin bir şekilde korunmasını isteme hakkının güvence altına alınmasının önemli olduğu, başvurunun etkin olabilmesi için başvuru için konulan süreninde makul olması gerektiği, 30 günlük dava süresinin dava hazırlığı için yeterli olmadığı 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan kadastro işlemiyle bir yerin niteliğinin orman yada kültür arazisi olarak belirlenmesi durumunda, sonuçlarının ilanı ve hak düşürücü süreler ve bu sürelerde yapılacak itirazlar yönünden bir fark olmadığı, taşınmazların kadastro tesbitinde belirlenen niteliğinin, uyulması gereken usul kurallarını, ilan süresi ve hak düşürücü süreler yönünden fark yaratmayacağı, her ne kadar, 4. madde de orman sınırlaması ve orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin orman kadastro komisyonlarınca tesbit ve haritasına işaretlenerek tutanakları ile birlikte kadastro ekiplerine teslim edileceği öngörmüşse de, yasa metninden 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde yer alan hak düşürücü sürenin uygulanması gerekeceğinin değil sadece orman olan yerlerde orman sınırlarının belirlenmesinde zorunlu olarak Orman Yasasının sınır belirlemesi ile ilgili özel hükümlerinin uygulanması gerektiği şeklinde anlaşılacağı, hak düşürcü süreler yönünden 3402 Sayılı Yasa tarafından orman yasasına bir atıfta yapılmadığı,

orman kadastro komisyonu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre sınırlandırma yaptığına göre hak düşürcü sürenin de 3402 Sayılı Yasının 12/3. maddesinde düzenlendiği şekilde olacağı, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde açıklanan özel yasanın uygulanması koşullarının somut olayda mevcut olmadığı, gerek tapulu gerek tapusuz taşınmazlar yönünden 3402 Sayılı Yasının 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık dava açma süresinin bulunduğu” ifade edilmiştir.
HGK’nın özetlenen kararı uyarınca somut olayda orman kadastro komisyonu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre sınırlandırma yaptığına göre hak düşürcü sürenin de 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlendiği şekilde olacağından bu süre içinde ancak yanlışlıkla kadastro mahkemesine dava açıldığından mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
O halde, öncelikle çekişme konusu taşınmaz başında keşif yapılmalı, dava edilen taşınmaz belirlenmeli, oluşacak sonuca göre yukarıda açıklanan şekilde işlem yapılıp karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 10.06.2009 günü oybirliği ile karar verildi.