Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/3813 E. 2009/5912 K. 06.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3813
KARAR NO : 2009/5912
KARAR TARİHİ : 06.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 1961 yılında yapılan genel kadastro sırasında 120 parsel numarası verilerek tesbit tutanağı düzenlenen, ancak davacı … ile Hazine arasında görülen dava sonucu orman sayılan yer olması nedeniyle tesbit tutanağı iptal edilerek tescil harici bırakılan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine, Medeni Yasanın 713/6 maddesi gereğince taşınmazın tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce yapılan orman kadastrosu 01.12.1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş, genel arazi kadastrosu işlemi de 29.07.1961 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 1961 yılında yapılan genel kadastro sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere 120 nolu parsel numarası verilerek bağ niteliği ile Hazine adına tesbit tutanağı düzenlenmişse de davacı …’un açtığı dava sonucu K.Maraş Gezici Arazi Kadastro Hakimliğinin 13.03.1963 gün ve 1961/103-1963/17 sayılı kararı ile, dava konusu parselin 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince orman olduğu belirlenerek o tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tesbit harici bırakılmasına dair verilen kararın 7. Hukuk Dairesinin 11.03.1965 gün ve 1965/1483-1606 sayılı kararı ile onanıp kesinleştiği, 1982 Anayasasının 138/4. maddesindeki “Yasama ve yürütme organlarıyla idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmü ile Orman Kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 02 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Yasaya Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B
Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 23. maddesinde, orman kadastro komisyonlarınca devlet ormanı olarak sınırlandırılması gereken yerlerin sayıldığı, bu maddenin 1. fıkrasının (G) bendinde “Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunan yerlerin devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı” (halen yürürlükte olan 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin 26/g maddesi) hükmünün bulunduğu, bu hüküm gereğince kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman olduğu saptanan taşınmazın, orman kadastrosu yapıldığı sırada orman olarak sınırlandırılması zorunlu olduğu halde, yörede yapılan ve 01.12.1998 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığı, ancak bu olgunun kesinleşen mahkeme kararı ile orman olduğu belirlenen taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği, davacı yönünden taşınmazın niteliğini belirleyen tapulama mahkemesi kararının H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi gereğince kesin hüküm oluşturacağı, Anayasanın 169. maddesinde belirtildiği gibi ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmüne göre davaya konu taşınmazın “herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış orman” olması nedeniyle yeniden yapılacak orman kadastrosunda orman sınırı içine alınabileceği 3402 Sayılı Yasa genel, 6831 Sayılı Orman Yasası özel yasa olduğu ve özel yasada bulunan hükümler karşısında, genel yasa uygulanamayacağından, sonradan yapılacak orman kadastrosu özel yasa hükmüne göre yapılacağından, bu işlem 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesinde belirtilen ikinci kadastro sayılamayacağı gibi, Orman Yönetimi yada Hazine tarafından dava konusu taşınmazın her zaman orman olarak tescilinin mahkemeden de dava yoluyla istenebileceği, bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı gözönünde bulundurularak, davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak yukarıda açıklanan nedenlerle, taşınmazın orman niteliği ile tesciline karar verilmesi gerekirken, tarlan niteliği ile tescile karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple hükmün üçüncü paragrafında yer alan “tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline” kelimelerinin kaldırılarak; bunun yerine “orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline” yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 06/04/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.