YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7519
KARAR NO : 2009/11168
KARAR TARİHİ : 02.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ve davalı Yönetimler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 29.08.2007 tarihli dilekçesiyle yörede 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında sahibi olduğu … Köyü 12 ada 75 parsel sayılı taşınmazın tamamının, orman sınırı dışında olduğu halde, 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1999 yılında yapılmaya başlanıp, 10.01.2003 tarihinde bitirilen ve 01.04.2004 ila 10.10.2004 tarihleri arasında ilan edilen aplikasyon ve (2/B) uygulaması sonucu hatalı işlemle taşınmazın büyük bölümünün orman alanı içinde bırakıldığını, işlemin iptalini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne çekişmeli parselin 18.11.2008 günlü raporda (A) ile gösterilen 375,22 m2 bölüme ilişkin 2/B Madde uygulamasının iptaline, aynı raporda (B) ile gösterilen 337,46 m2 (C) ile gösterilen 12,22 m2 bölüm için açılan davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ve davalı Yönetimler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1999 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların ve 4785 sayılı yasa hükümlerine göre devletleştirilen ormanların kadastrosu ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp, 01.04.2004 tarihinde ilan edilmiş, dava tarihinden önce altı aylık askı süresi bitmiştir,
2613 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda, … Mahallesi 12 ada 16 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … adına tespitine, … Başoğlu vereseleri tarafından, parselin Mart 1336 tarih ve 35 numaralı sicilden gelen Temmuz 1950 tarih ve 40, Ağustos 1950 tarih ve 10, 17 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddia edilerek itiraz edildiği, Şehir Kadastrosuna Bakmakla Görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.1972 gün ve 1966/272-578 sayılı, Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen kararıyla, tutunulan tapu kaydı kapsamında kalmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın red edilip, 12 ada 16 ve 17 sayılı parsellerin tespit malikleri adına tescil edildiği, 12 ada 17 sayılı parselin 03.04.1974 tarihinde … …’e, 29.04.1974 tarihinde payları satış ile payları oranında … ve … … adlarına tescil edildiği, imar uygulamasında 286.77 m2 yüzölçümündeki bölümünün D.O.P. olarak ayrılıp, 2606.75 m2 yüzölçümündeki bölümünün imar parsellerine gittiği, 5142 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise yine aynı parsel sayısıyla, 157/160 payının …, 3/160 payının ise … … adına kayıt edildiği, ifrazen sayfasının kapatıldığı müfrez parsellerden 509.19 m2 yüzölçümündeki 12 ada 70 ve 4085 m2 yüzölçümündeki 12 ada 71 sayılı parsellerin yine aynı kişiler adına tescil edildiği, 547 m2 yüzölçümündeki bölümünün yola terk edildiği, 12 ada 71 sayılı parselinde 12 ada 72, 73, 74, 75, 76 ve 77 sayılı parsellere ifraz edildiği, 12 ada 75 sayılı parselin … adına kayıt edildiği anlaşılmaktadır.
Kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin krokisinde (B) ile gösterilen 337,46 m2 ve (C ) ile gösterilen 12,22 m2 yüzölçümündeki bölümünün, 1942 orman kadastro sınırları içindeyse de, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.06.1942 gün ve 1942/3-1942/166 sayılı kararlarıyla tapu sahiplerine aidiyeti kesinleşen 2200 dekarlık alanda kaldığının, buna göre Orman Yönetimince 1942 yılı orman kadastro sınırlarının düzeltildiğinin, çekişmeli taşınmazın sahiplerine iade edilen özel ormanda kaldığının, ne var ki itiraza konu işlemle bu düzeltme dikkate alınmadan yapılan aplikasyon işleminde yine 1942 yılı orman kadastrosu sınırlarının esas alındığının, bu nedenle çekişmeli parselin, (B) ile gösterilen 337,46 m2 (C ) ile gösterilen 12,22 m2 bölüm tekrar orman sınırları içinde bırakıldığının, oysa çekişmeli taşınmazın devlet ormanı sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği bildirilmişse de, 1942 yılı orman kadastro haritası ile aplikasyon haritası karşılaştırıldığında, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda bildirildiğinin aksine, aplikasyon sırasında, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.06.1942 gün ve 1942/3-1942/166 sayılı kararı dikkate alınarak, 1944 yılında Orman Yönetimince yapılan düzeltme ve buna uygun oluşturulan orman kadastro haritasının esas alındığı, Aplikasyon haritasının 1942 yılı orman kadastro haritasından ziyade düzeltilmiş haritaya uyduğu, başka deyişle aplikasyonda hata yapılmadığı, çekişmeli parselin (B) ile gösterilen 337,46 m2 (C ) ile gösterilen 12,22 m2 bölümünün öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu gibi, 1944 yılında sınırları mahkeme kararı ile düzeltilen devlet ormanı sınırları içinde kaldığı, bu nedenle 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın hükümlerine göre orman sınırları içinde aplike edilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gözetilerek bu bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, çekişmeli parselin (A) ile gösterilen 375,22 m2 bölümün ise 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, itiraza konu aplikasyonda durumunun değişmediği, Davacı gerçek kişilerin bu bölü için dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek bu bölüme ilişkin davanın da reddine ve buna göre vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, bu bölüm için açılan davanın kabulüne ve buna göre vekalet ücretine hükmedilmesi, ayrıca orman kadastrosuna itiraz davasında tescile hükmedilemeyeceği ve taşınmazın tapuda zaten davacılar adına kayıtlı olduğu gözetilmeden, mükerrer tescile yol açabilecek şekilde bu bölümün davacılar adına tesciline karar verilmesi doğru değilse de bu hususlar hükmün bozulmasına ve yenidene yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan birinci ve üçüncü bentlerinin tümünün hükümden çıkartılarak, bunun yerine; bir numaralı bent olarak “1. Davanın REDDİNE,” cümlesinin yazılması, üç numaralı bend hükümden çıkarıldığından, bend numaralarının buna göre yeniden düzenlenip, sonraki 4 numaralı bendin numarasının üç numaralı bend olarak, beş numaralı bendin numarasının da 4 numaralı bend olarak yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA aşağıda yazılı onama harcının davacı … ve davalı … Yönetimine ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 02/07/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.
Orman Yönetiminden ayrı ayrı tahsiline)