Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/7520 E. 2009/11169 K. 02.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7520
KARAR NO : 2009/11169
KARAR TARİHİ : 02.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ve davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.12.2006 gün ve 2006/14110-17553 sayılı bozma kararında özetle “Dosyası içindeki, dava dosyaları ile belgelerden, 2613 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda, … Mahallesi 12 ada 16 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … adına tesbitine, … Başoğlu vereseleri tarafından, parselin Mart 1336 tarih ve 35 numaralı sicilden gelen Temmuz 1950 tarih ve 40, Ağustos 1950 tarih ve 10, 17 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddia edilerek itiraz edildiği, Şehir Kadastrosuna Bakmakla Görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.1972 gün ve 1966/272-578 sayılı, Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen kararıyla, 12 ada 16 ve 17 sayılı parsellerin, tutunulan tapu kaydı kapsamında kalmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın red edildiği ve taşınmazların tesbit malikleri adına tescil edildiği, 12 ada 17 sayılı parselin 03.04.1974 tarihinde … zeybek, 29.04.1974 taihinde de paylı olarak … ve … … adlarına tescil edildiği, imar uygulamasında 286.77 m2 bölümün orman parseli olarak ayrılıp. 2606,75 m2 bölümün imar parsellerine gittiği, 5142 m2 bölümün 157/160 payının … ve 3/160 payının ise … … adına kayıt edildiği ifrazen sayfasının kapatıldığı mafrez parselrden 509.19 m2 bölümün 12 ada 70 ve 4085 m2 yüzölçümündeki 12 ada 71 sayılı parsellerin aynı kişiler adına tescil edildiği, 547 m2 yüzölçümündeki bölümün yola terk edildiği, 12 ada 71 parselin 12 ada 2, 73, 74, 75, 76 ve 77 parsellere ifraz edildiği 12 ada 76 sayılı parselin … adına oluşturulduğu, Her ne kadar hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin krokisinde (B) ile gösterilen bölümünün 1942 orman kadastro sınırları içindeyse de, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1942/3-1942/166 sayılı kararlarıyla tapu sahiplerine aidiyeti kesinleşen 2200 dekarlık alanda kaldığının, buna göre Orman Yönetimince 1942 yılı orman kadastro sınırlarının düzeltildiğinin, çekişmeli taşınmazın sahiplerine iade edilen özel ormanda kaldığının, ne var ki itiraza konu işlemle bu düzeltme dikkate alınmadan yapılan aplikasyon işleminde yine 1942 yılı orman kadastrosu sınırlarının esas alındığının, bu nedenle çekişmeli parselin, (B) ile gösterilen bölümün tekrar oran sınırları içinde bırakıldığının, oysa çekişmeli taşınmazın devlet ormanı sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın kabulüne karar verilmişse de, 1942 yılı orman kadastro haritası ile aplikasyon haritası karşılaştırıldığında, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda bildirildiğinin aksine, aplikasyon sırasında, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1942/3-1942/166 sayılı kararı dikkate alınarak, 1944 yılında Orman Yönetimince yapılan düzeltme ve buna uygun oluşturulan orman kadastro haritasının esas alındığı, Aplikasyon haritasının 1942 yılı orman kadastro haritasından ziyade düzeltilmiş haritaya uyduğu, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamayacağı, bu nedenle;
mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesi ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak, 1942 yılı orman kadastro tutanakları ile haritaları, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1942/3 -1942/166 sayılı kararı gereğince yapılan düzelme tutanakları ve haritası ile itiraza konu 1999 yılında yapılan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına ilişkin haritası şehir kadastro paftası ile birlikte yöntemince uygulanıp, çekişmeli parselin bu işlemlerdeki durumunun saptanması, uygulamada yerel bilirkişi ve … fotoğraflarından ve memleket haritalarından yararlanılması, harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzah namelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği, 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılan orman kadastrosunda sadece devlet ormanlarının sınırlandırıldığı, bu sınırlar içinde kalan ve Mart 1336 tarih ve 35 sıra numaralı sicilden gelen temmuz 1950 tarih ve 40 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan bir kısım taşınmazın 5658 sayılı yasa hükümlerince iade edildiği, çekişmeli parselin geldiği 12 ada 16 sayılı parsele ilişkin Şehir Kadastro Davalarına Bakmaya Yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.1972 gün ve 1966/272-578 sayılı kararının tarafı olmayan Orman Yönetimini bağlamayacağı gibi, bu kararın, çekişmeli parselin geldiği 12 ada 17 sayılı parselin tutunulan tapu kaydı kapsamında kalmadığı yönünde kuvvetli delil oluşturduğu, esasen bu kararın tarafı ve davacıların bayii olan … …’nın da aynı şekilde taşınmazının tapu kaydı kapsamında kalmadığını savunduğu, bu nedenlerle çekişmeli taşınmazın bu tapu kaydı kapsamındaki özel orman olarak belirlenen yere dahil olduğu yönündeki iddialara değer verilemeyeceği, 1999 yılında çalışan orman kadastro komisyonunun, her hangi bir şekilde orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmış ormanların kadastrosu ile 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu dışında bırakılan ve 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirilen ormanların kadastrosunu yapma yetkisinin de bulunduğu düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bu kez davanın KISMEN KABULÜNE, 18.11.2008 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 330.41 m2 yüzölçümündeki taşınmaza ilişkin 2/B uygulamasının iptali ile bu yerin davacı adına tesciline, bilirkişi krokisinde (B) ile gösterlien bölüm için açılan davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi, davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1999 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların ve 4785 sayılı yasa hükümlerine göre devletleştirilen ormanların kadastrosu ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp, 01.04.2004 tarihinde ilan edilmiş, dava tarihinden önce altı aylık askı süresi bitmiştir,
Bozma kararı gereği işlem yapılarak araştırma sonunda çekişmeli parselin (B) ile gösterilen 208,70 m2 bölümünün öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu gibi, 1944 yılında sınırları mahkeme kararı ile düzeltilen devlet ormanı sınırları içinde kaldığı, bu nedenle 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın hükümlerine göre orman sınırları içinde aplike edilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, taşınmazın (A) ile gösterilen 330,41 m2 bölümün ise 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, itiraza konu aplikasyonda durumunun değişmediği, Davacı gerçek kişilerin bu bölü için dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenle bu bölüme yönelik davalarının da hukuki yarar yokluğundan reddine ve buna göre vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, bu bölüm için açılan davanın kabulüne ve buna göre vekalet ücretine hükmedilmesi ve orman kadastrosuna itiraz davasında tescile hükmedilemeyeceği ve taşınmazın tapuda zaten davacılar adına kayıtlı olduğu gözetilmeden, mükerrer tescile yol açabilecek şekilde bu bölümün davacılar adına tesciline karar verilmesi, doğru değilse de bu hususlar hükmün bozulmasına ve yenidene yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan birinci ve üçüncü bentlerinin tümünün hükümden çıkartılarak, bunun yerine; bir numaralı bent olarak “1. Davanın REDDİNE,” cümlesinin yazılması, üç numaralı bend hükümden çıkarıldığından, bend numaralarının buna göre yeniden düzenlenip, sonraki 4 numaralı bendin numarasının üç numaralı bend olarak, beş numaralı bendin numarasının da 4 numaralı bend olarak yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimi ve gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 02/07/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.