YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1193
KARAR NO : 2009/3429
KARAR TARİHİ : 02.03.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
MÜDAHİL : ORMAN YÖNETİMİ
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08/05/2007 gün ve 2007/1727-1618 bozma kararında özetle; “İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davalı tarafın dayandığı davacı Hazinenin tahsis ve temliki ile oluşan tesbite esas alınan 1977 tarih 7 ve 8 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazlann tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada, tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden, keşfı izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Kaldı ki dava ve temyize konu 38 parsel sayılı taşınmaza uygulanan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydında, doğu ve kuzeyde sınır yeri olarak “meşelik” tarif edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın güneyindeki 66 parsel sayılı taşınmazlardan sonra eylemli biçimde devlet ormanının bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözümlenmesi için somut olayda dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun biçimde duraksamasız belirlenmesi zorunludur.
Kural olarak; mahkemece bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun olarak belirlenebilmesi için aşağıdaki kararlılık kazanan ilkelerin göz önünde tutulması gerekir. Orman kadastrosuna tabi tutulan bölgelerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kadastro tespit gününden önce kesinleşmiş olmak koşulu ile orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edilir. Aksi halde, aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı kuşkusuzdur.
O halde; sağlıklı bir sonuca vanlabilmesi için öncelikle dava ve temyize konu taşınmazın bulunduğu bölgede 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmış ve bununla ilgili yönetimsel işlemler tamamlanmış ise bölgede ilk kez yapılan çalışmalarda düzenlenen orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile daha sonra bölgede 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik 2. aynı yasanın 2896,3302 ve 3373 sayılı yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyannca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler kesinleşme günlerini gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi … memuru ve uzman ormancı bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi eliyle bölgede orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bununla ilgili açık bir anlatımla 6831 Sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik 2 ve aynı yasanın 2896,3302,3373 sayılı Yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile orman sınırlandırması ve orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, özellikle uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırması yapılmamış ise 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca orman araştırması yapılmalı, bu inceleme ve değerlendirme yapılırken taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, komşu taşınmazlarla mukayesesi yapılmalı, ayrıca taşınmazın sınır komşularını oluşturan taşınmazların eylemli durumu da dikkate alınmalı, bu yolla taşınmaz mahkemece bizzat görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, uzman ormancı bilirkişilerden ve uzman … memurundan keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını duraksamasız gösterecek biçimde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava ve temyize konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı sonucuna varıldığı taktirde tesbite dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu meşelik sınırı itibariyle değişebilir ve genişleti1meye elverişli sınırlı bu niteliğiyle kapsamının yüzölçümüyle belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıdı 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle komşu taşınmazların tesbit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlardan yararlanılarak yerine uygulanmalı, bu yolla kapsamı belirlenmeli, sözü edilen tapu kaydı dava dışı başka taşınmazlara revizyon görmüş ise revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar uygulamada göz önüne alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13, 14, 18 ve 45. maddeleri hükmü eşliğinde sonucuna uygun bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı Hazinenin davasının reddine, müdahil Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu ….,Mahallesi 308 ada 38 sayılı parselin A=2877.24 m2 bölümün orman niteliği ile Hazine, B=24020.92 m2 bölümünün tesbit gibi davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla uyulan taraf yararına usuli kazanılmış hak, mahkemeye de bozma gereklerini tam olarak yerine getirme yükümlülüğü doğar.
Davalının yargılama sırasında ibraz ettiği mahkemece de yapılan keşifte mahalline uyduğu kabul edilen geldisi K.Sani 1942 tarih 247 sıra nolu, Nisan 1977 tarih 7 nolu 4000 m2 yüzölçümlü, yine Nisan 1977 tarih 8 nolu 2757 m2 yüzölçümlü tapu kayıtlarından 8 nolu kaydın doğu ve kuzey sınırı meşelik okumakta ve memleket haritasında da taşınmazın batı ve doğu sınırında orman bulunmaktadır. Komşu parsellerden doğudaki 29 ve 39 parseller ham … niteliği, batıdaki 96 parsel de orman niteliği ile Hazine adına yapılan tespitleri kesinleşmiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında da açıklandığı gibi tapu kaydı değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı olup tapu kayıtlarının miktar fazlasının sınırdaki ormandan açıldığının kabulü zorunlu olduğundan kapsamlarının 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümlerine değer verilerek belirlenmesi gerekir. Bu nedenle; tapu kayıtlarının miktar fazlası yönünden Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken Hazinenin davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 02/03/2009 günü oybirliği ile karar verildi.