YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1746
KARAR NO : 2009/1549
KARAR TARİHİ : 12.03.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 137 ada 36, 136 ada 32 ve 110 ada 18 parsel sayılı 2831,52, 1268,92 ve 35.392,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ırmak yatağı niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 136 ada 32 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile tamamının muris … mirasçıları adına, 137 ada 36 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen krokide (D) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına, (C) harfi ile gösterilen bölümü ile 110 ada 18 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün … mirasçıları adına, 18 parsel sayılı taşınmazın kalan bölümünün ise Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Kadastro bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişiden ayrı ayrı rapor alınmış, taşınmazların kadastro paftasında kıyı kenar çizgisine göre konumları yeterince belirlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 9. maddesine göre idarece yapılmış bir kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığının Bayındırlık İl Müdürlüğü’nden sorulması, varsa kesinleşmiş kıyı haritasının getirtilerek jeolog ve teknik bilirkişi aracılığıyla mahallinde dava konusu yere uygulanması, kıyı haritası kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, idarece yapılmış kıyı kenar çizgisinin bulunmaması halinde ise 28.11.1997 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi kıyı kenar çizgisinin mahkemece usulüne uygun şekilde tespiti gerekir. Bu tespit yapılırken 13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kural ve yöntemler ile 17.04.1990 tarih, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4. maddesindeki tanımlar ve 9. maddesi hükmü gözönünde tutulmalıdır. Somut olayda dosyadaki belgelere göre çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde idarece belirlenmiş bir kıyı kenar çizgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve 3621 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre bu işlerde uzman olan jeolog, harita mühendisi ve taşınmazın niteliğine göre ziraat mühendisi bilirkişi kurulu huzuru ile yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişiden
taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, kıyı ve kıyı kenar çizgileri açıkça belirlenmeli, 3 kişilik bilirkişi kurulundan taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların kadastro paftası üzerinde kıyı ve kıyı kenar çizgisi çakıştırılarak taşınmazların konumu belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 12.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.