YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18310
KARAR NO : 2023/17
KARAR TARİHİ : 12.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.12.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iftira suçundan cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.
2. İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın eylemini ikrar ettiği, suçun sabit olduğu, ilk derece mahkemesinin delillerin takdirinde hata yaptığı ve eylemin şikayet hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın gerçeğe aykırı olarak katılan hakkında idari soruşturma açılmasını sağlamak amacıyla sigortasız işçi çalıştırdığından bahisle Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak suretiyle, iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Sosyal Güvenlik Kurumu denetmeni tarafından katılanın evinde sigortasız işçi çalıştırılmadığına dair 23.01.2015 tarihli tutanak düzenlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında, sanığın aşamalardaki değişmeyen savunmalarındaki iddialarının görgüye dayalı bilgileri olan bir kısım tanıklar tarafından da doğrulandığı anlaşılmakla, iddiası maddi vakıalara dayanan sanığın eyleminin 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 74 üncü maddesinde düzenlenen şikayet ve dilekçe hakkı kapsamında kalması nedeniyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak beraat kararının yasal dayanağının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi olarak gösterilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2016 tarihli ve 2016/2 Esas, 2016/752 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının beraat kararına ilişkin birinci paragrafının çıkartılarak yerine; “Sanığın eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Beraatine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2023 tarihinde karar verildi.