YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13789
KARAR NO : 2022/16865
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı feri müdahil … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesince verilen kararın, feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işverenler nezdinde 17/08/1999 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, sigorta sicil dosyasının bulunduğunu, müvekkilinin … kayıtlarını kontrol ettiğinde 17/08/1999 tarihinde işe giriş bildiriminin yapılmadığını, sigorta başlangıcının davalılar …… Ltd. Şti nezdinde 01/11/1999 tarihinde başlatıldığını gördüğünü, … Cad. 24/13 adresini müştereken kullanan davalı şirketlerin aralarında organik bağ bulunduğunu, müvekkilinin ilk işe başladığı 17/08/1999 tarihinden iş akdinin fesh edildiği 12/08/2013 tarihine kadar sadece doğum nedeni ile 3 aylık dönemde çalışmadığını belirterek müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 17/08/1999 olduğunun tespiti ile 17/08/1999-12/08/2013 tarihleri arasında 3 aylık doğum izni dışında kuruma bildirilmeyen sürelerde de çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Feri müdahil … kurumca tesis edilen işlemlerin kanuna ve mevzuata uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalılar çağrıya rağmen duruşmaya katılmamışlardır.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, “1-Davanın kabulüne,
2-Davacının sigorta başlangıç tarihinin 17.08.1999 olarak tespitine,
3-Davacının 17.08.1999 ile 12.08.2013 tarihleri arasında 3 aylık doğum izni dışında davalı şirketlerde kuruma bildirilmeyen sürelerde de çalıştığının tespitine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Feri müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Temyiz eden Feri Müdahil kurum vekili kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
1982 Anayasası 142/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde:
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi;
“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297. maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298. maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır.
Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”.
Eldeki Davada; davacının … sicil nolu davalı işveren … Hiz. Ltd. Şti. İnden 2000/1-16/07/2001 döneminde bildirimlerinin bulunduğu, diğer 1064235 işyeri sicil nolu davalı işveren … Hiz. Ltd. Şti. den ise 24/10/2001-12/08/2013 tarihleri arasında bildirmelerinin bulunduğu, getirtilen nüfus kayıtlarından davacının 05/06/2001 tarihinde doğum yaptığı anlaşılmıştır.
Mahkemece toplanan deliller ile davacının 17/08/1999-12/08/2013 tarihleri arasında 3 aylık doğum izni dışında davalı şirketlerde kuruma bildirilmeyen sürelerde çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de mahkemece verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece yapılacak iş;
1- Davacının hangi sürede, hangi davalı şirkette çalıştığının belirtilmeksizin tüm dönem 17/09/1999-12/08/2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesi hatalıdır.
2-Mahkemece hüküm kurulan dönem içerisinde davacının 05/06/2011 tarihinde doğum yaptığının nüfus kaydı ve gelen belgelerden anlaşılması karşısında, doğum öncesi ve sonrası makul sürelerde çalışmanın olamayacağının gözetilmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
3- Dinlenen tanıklardan, getirtilen bordrolarda tanık …’ın bildirim tarihinin 1999/1-10/10/1999 olduğu, yine tanık Recep Aktaş’ın 12/4/2000-28/4/2001 döneminde bildiriminin yapıldığı anlaşılmakla, bu dönem sonrası bordro tanığı veya komşu işyeri tanığı bulunması halinde komşu işyeri bordro tanıklarının dinlenilerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.