Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/2199 E. 2022/10196 K. 29.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2199
KARAR NO : 2022/10196
KARAR TARİHİ : 29.12.2022

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.11.2019
tarih ve 2018/166 – 2019/354 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : Sanığın iki ayrı suçtan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyeti kararına ilişkin istinaf
başvurusunun esastan reddi

Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Dosya içeriğinin incelenmesinde; sanığın … ve … ile taksimde buluşarak bu kişilere örgütü anlattığı, örgütün kırsal kesimi ile irtibatı bulunduğunu, kendilerini birkaç kişi ile birlikte örgütün kırsal alanına gönderebileceğini söylediği, akabinde cep telefonundan arayarak önce Kilis’e gideceklerini, oradan da Suriye’ye geçiş yaparak örgüte katılacaklarını söylediği, 31.08.2013 tarihinde esenler otogarında buluştukları, burada sanığın ….ve …ın cep telefonu hatlarını kırıp bataryalarını çıkartarak cebine koyduğu, kendilerine İzmir’e gideceklerini, orada kendilerini karşılayacaklırını söyleyerek … adına kestirilmiş iki adet bileti kendilerine verdiği, İzmir’e ulaştıklarında kendilerini karşılayan harhangi bir kimse bulunmaması üzerine tekrar İstanbul iline dönmeleri şekilnde gerçekleşen eylem hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2014 tarih ve 2014/51839 esas numaralı iddianamesi ile sanığın … ve …’ü örgüte kazandırmaya çalışmasından ibaret eyleminin cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yargılamanın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/24 esası üzerinden devam ettiği,
Önceki eyleminden dolayı soruşturma devam ederken, sanığın 02.09.2014 tarihinde buluştuğu Tarık ve Leyla isimli kişilerle PKK/KCK mezarlığını ziyaret ettiği, burada “Halkla İlişkiler” olarak adlandırılan çadırı ziyaret ettikleri, çadır içerisinde bulundukları esnada örgüt mensubu olan 5 kişinin çadıra geldiği, “Reber” isimli örgüt üyesinin kendilerini dağa götürmeye ikna ettiği, siyah renkli bir araca bindikleri, araç içerisinde kendileri gibi yeni katılım yapan 10 kişi bulunduğu, Van ili çevresinden Hakkari iline, buradan da Irak bölgesine götürüldükleri, sınırdan gçtikten sonra 2 … boyunca yürüdükleri, kırmızı renkli bir aracın kendilerini alarak Zap eğitim kampına götürdüğü, kampta kendileri gibi örgüte yeni katılan 30 kişi bulunduğu, 30 … boyunca ideolojik eğitim, PKK tarihi ve yanaşık düzen eğitimi aldıkları, akabinde de lojistik işlerinde 20 … çalıştıkları, 17.11.2014 tarihinde örgütten kaçtığı, peşmerge güçlerine teslim olduğu, burada 20 … kaldıktan sonra 16.02.2015 tarihi itibariyle kendisini Habur kara hudut sınır kapısına teslim ettikleri şeklinde gerçekleşen eylem hakkında Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarih ve 2015/390 esas sayılı iddianamesi ile sanığın 02.09.2014 tarihinde PKK’ya katılması ve 17.11.204 tarihinde örgütten kaçıp, 16.02.2015 tarihinde KDP güçlerine teslim olarak Habur Emniyet Amirliği görevlilerine teslim edilmesi şeklinde gerçekleşen eylemi sebebiyle sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 16.01.2017 tarih, 2015/188 – 2017/16 sayılı kararı ile eldeki dosyanın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/24 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2017 tarih, 2015/24 – 2017/160 sayılı kararı ile sanığın 17.11.2014 tarihinde örgütten kaçıp, 16.02.2015 tarihinde Habur Sınır Kapısında güvenlik güçlerine teslim olduğu ve öncesinde herhangi bir eyleme katıldığına dair herhangi bir delile ulaşılamadığından bahisle TCK’nın 314/2-3.maddesi yollamasıyla TCK’nın 221/2.maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği,
O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 22.03.2018 tarih, 2018/11 – 2018/544 sayılı kararı ile sanık hakkında Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/293 esas sayılı dosyasında sanığın 15.11.2016 tarihinde Suriye’den yasadışı yollarla Türkiye’ye geçmeye çalışmaktan ibaret eylemi sebebiyle yargılamanın tutuklu olarak devam ettiği, eldeki dosyada sanığın etkin pişmanlık gösterdiğinden bahisle sanık hakkında TCK’nın 221/2. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği, sanığın üzerine atılı örgüt üyeliği suçunun temadi edip etmediği, 2015 yılı eylül ayında yeniden örgüte katıldığı gözetilerek etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/293 esas sayılı dosyasındaki eylem ve faaliyetler sebebiyle mükerrer yargılama yapılıp yapılmadığı saptandıktan sonra Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/293 esas sayılı dosyasının derdest olması halinde bu dosya ile birleştirilmesi, karar verilip kesinleşmiş olması halinde ise sanığın eylem ve faaliyetlerinin bir bütün halinde değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği,
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/24 esas sayılı dosyasının bozma sonrasında 2018/166 esas sayısı ile yargılamaya devam olunduğu, yargılama devam ederken 08.10.2015 tarihinde Bitlis’e giderken Gaziosmanpaşa karayolunda daha önce Zap eğitim alanından tanıdığı Mordem Şırnak kod adlı örgüt üyesi ile karşılaştığı, kendisine silah gösterdiği, akabinde de araca binmesini söylediği, birine telefon ederek yanına çağırdığı, tekrar araca binerek Suruç ilçesine gittikleri, öğle saatlerinde Suriyeli mültecilerin bulunduğu bir çadıra gittikleri, üzerinde bulunan eşyaları aldıkları, burada örgütten daha önce kaçan ve örgüte yeni katılacak 7-8 çocuğun bulunduğu, kendilerini bir araca bindirerek ismini bilmediği bir köyde indirdikleri, sınırı yaya olarak geçtikleri, YPG mensuplarının kaldığı Çarıklı köyüne geldikleri, kendisini YPG’ye ait cezaevine götürdükleri, 4 ay cezaevinde kaldığı, cezaevinden çıktıktan 3 ay sonra kendisini Kobani’ye gönderdikleri, Koçer isimli YPG karargah komutanının yanına görevlendirdikleri, eğitim kampında 15-20 … kadar örgüt mensuplarına askeri eğitim verdiği, akabinde DAEŞ mensuplarına karşı açılmış bulunan devran cephesine gönderildiği, DAEŞ ile yapılan çatışmada meydana gelen patlama sonucu yaralandığı, 20 günlük tedavi sürecinden sonra Kobani’ye geldiği, burada YPG’nin asayiş sorumlusu Müslüm isimli örgüt üyesi ile tanıştığı, örgütten ayrılmak için yardım istediği, akabinde kolluk kuvvetlerini arayarak 15.11.2016 tarihinde teslim olması şeklinde gerçekleşen eylemi sebebiyle Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2017 tarih ve 2017/483 esas numaralı iddianamesi ile sanığın 15.11.2016 tarihinde Suriye’den Türkiye’ye yasadışı yollarla girmeye çalışması esnasında yakalanması üzerine başlatılan soruşturma sonucunda açılan kamu davasında Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.08.2018 tarih, 2017/293 – 2018/580 sayılı kararı ile eldeki dosyanın İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/166 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.11.2019 tarih, 2018/166 – 2019/354 sayılı kararı ile sanığın örgütten kaçtığı 17.11.2014 tarihli eylemi yönünden TCK’nın 221/2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığı, 25.08.2014 ve 15.11.2016 tarihli eylemleri sebebiyle de ayrı ayrı neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmekle,
1)Sanık hakkında 15.11.2016 tarihli eylemi sebebiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
2)Sanık hakkında 25.08.2014 tarihli eylemi sebebiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçudan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya içeriğinin incelenmesinde suç tarihleri ve iddianame tarihleri göz önüne alındığında, sanığın 25.08.2014 ve örgütten kaçtığı 17.11.2014 tarihli eylemlerinin suç tarihleri ve iddianame tarihleri ile örgüt üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olduğu göz önüne alındığında her iki eylemin tek suç olduğu anlaşılmakla, her iki eylem yönünden TCK’nın 221/2. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken eylemler ayrı kabul edilerek yazılı şekilde 25.08.2013 tarihli eylemi sebebiyle neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası, 17.11.2014 tarihli eylemi sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün belirtilen sebeple BOZULMASINA, sanığın tutuklu kaldığı süre gözetilerek TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.