YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7509
KARAR NO : 2009/5227
KARAR TARİHİ : 07.04.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 2.9.1974 tarihinden itibaren … sigortalılığının iptaline, prim borcunun terkine , SSK’ya tabi sigortalılığının tespiti ile SSK’dan emekli aylığına hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.02.1987 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi esnaf … sigortalısı olmadığının ve prim borcu bulunmadığının tespiti, ile bu dönemde 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğu ve 25.03.2004 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa’ya göre yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 1.2.1987-31.3.1987 ve 1.1.1999-16.5.2005 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasaya tabi esnaf … sigortalılığının iptaline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 30.1.1973 tarihli işe giriş bildirgesi ile 1.2.1972 tarihi itibariyle Limited Şirket ortaklığından dolayı resen … kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği, şirketin 11.2.1972-1.2.1987 arasında vergi- de kayıtlı olduğu, şirketin 1.1.1999 tarihinde münfesik olduğu davalı Kurumca davacının 11.2.1972 tarihinden itibaren sigortalı kabul edildiği, davacının 1973 ve 1974 yıllarında 5 adet prim ödemesinin olduğu ve 27.11.2007 tarihi itibariyle toplam 40.597,76 TL borcunun bulunduğu, 1.1.1982-31.3.1987 tarihleri arasında 1770 gün zorunlu ve 1.3.1999-30.3.2004 tarihleri arasında 1830 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğu, SSK’ya yaptığı aylık başvurusunun … sigortalılığının devamı nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten 1479 Sayılı Yasa’nın 24 maddesi I-d)fıkrası uyarınca Limited Şirket ortaklarının bu kanuna göre sigortalı sayıldıkları belirtilmiş, aynı yasanın 25.maddesi c) fıkrasın da ise “Şirketle ilgisi kalmayanların ,çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği’’ ifade edilmiştir.
Öte yandan gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 1479 sayılı … Kanunu birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında sigortalı olabilmesi için hizmet ektine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinin I/f bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” K bendinde ise “ herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesinin I ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşuluda getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün bulunmayıp zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde önceden başlayıp devam eden sigortalılığa zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılığın çakışması halinde zorunlu sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-627 Esas, 2001/659 Karar ve 3.10.2001 günlü kararında önceden başlayan sigortalılığın asıl sigortalılık olduğu özellikle belirtilmiştir.
Bu durumda davacı Limited Şirket ortaklığından dolayı 1.2.1972-1.1.1999 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi esnaf … sigortalısı olup bu dönem içinde çakışan 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığının iptali gerekmektedir.
Ancak 1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Somut olayda davacının en son 2.9.1974 tarihinde prim ödemesinde bulunduğu 1.2.1987 tarihinden sonra prim ödemediği görülmektedir. Davacının davadaki isteminden prim borcunu ödeme isteği olmadığı sonucu çıktığından talebi de gözetildiğinde uyuşmazlığa hüküm tarihinden önce 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19 ve Geçici 26. maddesinin uygulanacağının kabulü ile davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığını 1.2.1987 tarihi itibariyle durdurulmasına davacının 1.2.1972-1.2.1987 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi esnaf … sigortalısı olduğundan bu dönem içinde çakışan 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığını iptal etmek, 1.2.1987 tarihinden sonraki dönem yönünden ise prim borcu olduğu dönemin sigortalılık süresi olarak saymamak ve bu dönemdeki 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tesbitine karar vermek gerekir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 21.6.2006 gün ve 2006/21-363 E. 2006/ 466 K., 28.6.2006 gün ve 2006/21-485 E., 2006/483 K. nolu kararları da bu yöndedir).
Aylık yönünden ise; 2829 sayılı Yasa hükümleri çevresinde hizmetlerin birleştirilerek davacıya yaşlılık aylığının hangi kurum tarafından bağlanacağı ve aylığa hak kazanıp kazanamayacağı yönünden inceleme yapmak gerekmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki 2829 sayılı Kanunun aylık bağlayacak Kuruma ilişkin 8.maddesinde; Birleştirilen hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise, sonuncusunun tabi olduğu Kurumca kendi mevzuatına göre, aylık bağlanıp ödeneceği açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı 1.3.1999-30.3.2004 tarihleri arasında 1830 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigorta primi ödemiş ve isteğe bağlı sigortalılık süresi yaşlılık aylığı hesabında primi ödenmiş hizmet süresinde nazara alınır ise de; bu sigortalılık fiili hizmete dayalı olmadığından, isteğe bağlı sigortalılık süresi 2829 sayılı Yasa’nın 8. maddesine göre son 7 yıl içerisindeki fiili hizmet süresi hesabında nazara alınamayacağından ve 506 sayılı Yasa’dan aylığa hak kazanamayacağından mahkemece bu yönde aylık isteminin reddine dair verilen karar yerindedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınmalı ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.