Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/5611 E. 2022/6214 K. 29.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5611
KARAR NO : 2022/6214
KARAR TARİHİ : 29.09.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki davadan dolayı Bingöl 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 11/10/2018 tarihli ve 2016/16 Esas – 2018/403 Karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan Dairenin 22.04.2021 tarihli ve 2019/1446 Esas – 2021/3938 Karar sayılı kararının düzeltilmesi süresinde davalı … vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve irsen intikal hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nın 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kanunu’nun 14 üncü maddesi gereğince tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; sınırlarını dava dilekçesinde belirttikleri 25300 m2’lik taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, bu taşınmazın aslında babalarının kullanımındayken ölümüyle kardeşleri arasında yapılan rızai taksim sonucu müvekkillerine düştüğünü ve eklemeli zilyetlik yolu ile 50 yılı aşkın zamandır zilyet olduklarını ileri sürerek taşınmazın müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davacıların taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişileri ….ve …. tarafından düzenlenen 20.12.2010 tarihli bilirkişi raporunda yeşil kalemle taralı olarak gösterilen 7609,38 m2’lik taşınmazın yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacılar …, … ve … adına 1/3’er hisse ile tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararın davalı … ve davacılar tarafından temyiz üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.12.2012 tarihli ve 2012/5462 Esas ve 2012/11701 Karar sayılı kararı ile “dava konusu taşınmazın davacının babasından satış, bağış veya terekenin paylaşımı yoluyla geçip geçmediğinin yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, şayet bu yollardan biriyle davacıya intikal etmiş ise, davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi, dava konusu parselin, satış, bağış veya terekenin paylaşımıyla davacıya intikal etmediğinin saptanması halinde ise, terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının üçüncü kişi durumunda bulunan Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı tek başına aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmadığından ve davacıların sadece kendi adlarına iptal ve tescil isteğinde bulunduklarından davanın bu sebeple reddine karar verilmesi, öte yandan taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığının usulüne uygun şekilde araştırılması gerektiği” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişileri ….ve …. tarafından düzenlenen 20.12.2010 tarihli bilirkişi raporunda yeşil kalemle taralı gösterilen 7.609,38 metrekarelik taşınmazın yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacılar …, … ve … adına 1/3 hisse ile tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, kararın davalı … ve davacılar tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 2019/1446 Esas ve 2021/3938 Karar sayılı kararı ile hüküm onanmış, onama kararına karşı davalı … karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Geri çevirme kararı ile getirilen kayıtlara göre Kadastro Müdürlüğü’nün 20.06.2022 tarihli yazısından, mahkemenin kabul kapsamına aldığı Bingöl merkez … köyünde bulunan fen bilirkişileri …. ve ….. tarafından düzenlenen 20.12.2010 tarihli bilirkişi raporunda yeşil kalemle taralı gösterilen 7.609,38 m2 lik kısmın 288 ada 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığı bildirilmiştir. UYAP üzerinden yapılan sorgulamada ise anılan parsellerin dava dışı kişiler adına tescil edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Nitekim, tapu maliklerinden olduğunu ileri süren Mahmut Berdibek tarafından dosyaya sunulan 09.05.2018 havale tarihli dilekçe ile dava konusu yerin adına kayıtlı olduğunu bildirdiği görülmektedir.
Somut olayda, dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddeleri gereğince tapusuz taşınmazın tescili istemi ile açılmış olmakla beraber davaya konu taşınmazların yargılama sırasında idari yoldan başkaları adına tapuya tescil edilmesi nedeniyle davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, öncelikle yeni oluşan parsellerin tapu kayıtlarının getirtilmesi ile tapu maliklerinin tespit edilmesi, bundan sonra davaya katılımları sağlanarak taraf teşkilinin sağlanması ve delillerinin toplanılması, yeni parsellerin oluşumuna esas bilgi belgelerin getirtilmesi, idari yoldan oluşturulan taşınmazların haritası ile fen raporu çakıştırılmak sureti ile iddiaya konu taşınmaz bölümlerinin tamamının mı yoksa bir bölümünün mü tapu kaydı oluşturulan kısımda kaldığının belirlenmesi ve bundan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Anılan husus karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davalı Hazinenin bu yöne değinen karar düzeltme isteğinin (6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi gereğince kabulüne, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 2019/1446 Esas ve 2021/3938 Karar sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemenin 11.10.2018 tarihli ve 2016/16 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle, (6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 29.09.2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.