Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/5384 E. 2009/8354 K. 07.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5384
KARAR NO : 2009/8354
KARAR TARİHİ : 07.12.2009

MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 2. İCRA MAHKEMESİ

Alacaklısını zarara uğratmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçundan sanıklar … ve …’ın ayrı ayrı beraatlerine, sanık … …’ın ise İİK’nun 331, TCK’nun 522, 4.maddeleri gereğince 1.485,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Dosya kapsamına göre; Borçlu müteselsil kefil … …’ın hakkında icra takibi yapılmadan kısa süre önce 12.08.2004 tarihinde taşınmazını 43.000.00 TL bedelle …’a, O’nun da 18.04.2005 tarihinde …’e satmasına ilişkin tasarrufunun, değerinden çok aşağıda ve hakkındaki icra takibinden kısa süre önce satıldığı gerekçesiyle Küçükçekmece Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2005/264-2007/29 sayılı kararıyla iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Sanıklara isnat edilen suç, İİK’ nun 331.maddesinde, “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlendiği dikkate alındığında, sanıklara isnat edilen suçun oluşabilmesi için tasarrufun iptali konulu davanın karar gerekçesinde belirtildiği şekilde taşınmazın gerçek değeri ile satım değeri arasında fark bulunması yeterli olmayıp, sanıkların eylem ve işlemlerinin alacaklısını zarara uğratmak kastiyle yapılması gerekmektedir. Hal böyle olunca taraflar arasında hukuki ve organik bağ ile akrabalık veya yakın arkadaşlık bulunup bulunmadığı hususları araştırılmaksızın eksik inceleme ile, sanıklar … ve …’ın beraatlerine, sanık … …’ın cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kabule göre de; … …’a yönelik hükmün temyiz incelemesi sonucunda;
1- 5252 sayılı TCK’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3.maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü karşısında, “suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesi ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK’nun 331.maddesi ile 765 sayılı TCKve 5237 sayılı TCK’nun ilgili hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin hükümlerin de kararın gerekçe bölümünde tartışılıp sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm tesisi,
2- Sanığa tebliğ edilen duruşma davetiyesine İİK’nun 349.maddesinin 5.fıkrasındakine benzer şekilde duruşmaya gelmediği takdirde yargılamanın yokluğunda yapılacağına dair açıklamanın yazılmadığı gözetilmeden yargılamanın gıyabında yapılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması
İsabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 07.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.