Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/5041 E. 2009/5993 K. 01.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5041
KARAR NO : 2009/5993
KARAR TARİHİ : 01.10.2009

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 116 ada 182 parsel sayılı 6481.64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı, ifraz, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tutanağın beyanlar hanesine üzerindeki zeytin ağaçlarının …’a ait olduğu şerhi verilmek suretiyle Hazine adına tespit ve 08.10.1993 tarihinde tescil edilmiştir. Davacı … vekili, 16.04.2003 tarihli dava dilekçesi ile tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal, taksim, ifraz ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmadığı gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tespit sırasında Parlak Köyü 181 ve 182 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan ve davacı tarafın dayanağını oluşturan 13.01.1943 tarih 20 numaralı tapu kaydının geldi kaydı olan 14.3.1933 tarih 82 numaralı miktar gösterilmeksizin yüzoniki ağaç zeytin için, iskanen temlik suretiyle oluşan tapu kaydının edinme sebebinde, “Ciro Yani …’dan bila senet metruk” olduğu açıklanmaktadır. Dayanak tapunun oluşum tarihi 14.3.1933 olup, 743 sayılı Medeni Kanunu’nun yürürlüğünden sonradır. Önce 743 sayılı, daha sonra 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun getirdiği ve benimsediği sistem itibariyle; artık zemin için ayrı, ağaçlar için ayrı olmak üzere ikili mülkiyet hakkı tesisi olanaksızdır. Bu nedenle, davacı tarafın dayanağını oluşturan eşçar tapu kaydı niteliğindeki tapu kayıtlarının kayıtta geçen ağaçlarla birlikte zeminini de kapsadığının kabulü zorunludur. Aynı şekilde tapu kayıtları mülkiyet belgeleri olup zilyetlikle birleşmeleri zorunlu değildir. Hal böyle olunca mahkemece 14.3.1933 tarih 82 numaralı tapu kaydının tüm oluşum belgeleri ve özellikle haritası ile 181 ve 182 parsel sayılı taşınmazlara komşu olan tüm taşınmazların onaylı kadastro tutanağı örnekleri ile tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle tespitlerinin dayanaklarını oluşturan kayıtların dosya içine getirtildikten sonra gerektiğinde aralarındaki hukuki irtibat ve usul ekonomisi de gözönüne alınarak aynı tapu kaydının kapsamında kaldığı, iddia edilen 181 ve 182 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davaların birleştirilmesine gerek olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak miktar ve sınırı bulunmayan tapu kaydının kapsamı
belirlenmelidir. Bu amaçla dayanak kaydın fenni sıhhati haiz iskan tevzi haritası olup olmadığı araştırılarak varsa tapu kaydının kapsamı 3402 sayılı Yasa’nın 20/son maddesine göre haritasına uygulanmak sureti ile belirlenmeli, haritasının bulunmaması ya da uygulama yeteneğinin olmaması halinde tapu kaydının niteliği dikkate alınmalı bu maksatla, taşınmaz üzerinde yaşları itibariyle tapu kaydı tesisinde var olduğu tartışmasız olan zeytin ağaçlarının ortalama olarak kapsadığı alan da gözönünde bulundurulmak suretiyle gerektiğinde yerel idari mercilerden de sorulmalı, ayrıca ziraatçi ve tapucu bilirkişilerden görüş alınmak suretiyle kayıt kapsamı belirlenmeye çalışılmalı, 181 ve 182 parsel sayılı taşınmazların üzerinde halen dikili ve keşfe katılacak uzman ziraatçi bilirkişi ile yerel bilirkişiler aracılığı ile tapunun tesis tarihinden önceki tarihlerde dikildiği belirlenecek zeytin ağaçlarının durumu ve dağılımı ile bir zeytin ağacının o yörede kaç metrekare alanı işgal edeceği, bu hususta yöredeki kabulün ne olduğu, komşu parsellerin konumu ve nitelikleri ile varsa kadastro tespitlerinin dayanaklarını oluşturan kayıtların 181 ve 182 parseller yönünü ne okuduğu gibi hususlarda dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dosyaya sunulacak uzman bilirkişiler raporları hep birlikte değerlendirilerek yapılacak araştırma, inceleme ve uygulama sonucuna göre dayanak tapunun kapsamında kaldığı belirlenecek bölümlerin tapu kaydının iptali ile davacı taraf adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmelidir. Davacı taraf vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.