YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5200
KARAR NO : 2022/9412
KARAR TARİHİ : 26.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12.10.2017 tarih ve 2016/22 E- 2017/214 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2021 tarih ve 2020/360 E- 2021/502 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, … esas unsurlu dünyaca tanınmış markaların çeşitli sınıflarda adına tescilli sahibi olduğunu, davalının ise 17.04.2010 tarihinde 2010/25473 başvuru numaralı “TUNÇ … HOTEL” ibareli markanın adına tescil başvurusunda bulunduğunu, markanın yayınına yapılan itirazın MDB tarafından ve karara yapılan itirazın YİDK tarafından reddine karar verildiğini, ancak bu kararın doğru olmadığını, 556 sayılı KHK’nın 8/4,5 ve 35 maddeleri gereğince davalının başvuru konusu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiğini, davalı markasının ayırt edici hiç bir niteliğe haiz oladığını, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen davalı tarafından “…” ibaresinin kullanımına devam edildiğini, davalının Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan işletmesinde tescilli “Tunç … Hotel” markası yerine davacı markasıyla karışıklığa sebebiyet verecek şekilde “… Hotel” ibaresinin kullanıldığını, “www.zarahotel.com” alan adının da hukuka aykırı olarak kullanıldığını, davalının çeşitli sosyal mecralarda işletmesini “… Hotel” olarak tanıttığını, davalının bu şekilde davacının tanınmış markasından yararlanmaya çalıştığını, bu kullanımın 556 Sayılı KHK’nın 9. Maddesine aykırı olduğu, aynı KHK’nın 61/9 ve 62. Maddelerinin uygulanmasının gerektiğini, TTK 56. Maddesi gereğince haksız rekabet şartlarının da oluştuğunu, tüketiciler nezdinde tanınmış “…” markasının otel sektöründe faaliyet göstermeye başladığı imajının yaratıldığını belirterek, “Tunç … Hotel” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalının “… Hotel” ibaresini işletmesinde ve www.zarahotel.com internet sitesinde kullanması nedeni ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespiti ile hukuka aykırı kullanımlarının durdurulmasına ve önlenmesine, bu markayı taşıyan varsa ambalaj, ilan, reklam vs. her türlü malzemeye el konulmasına, imha edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının Sivas’ın … ilçesinden olduğunu, Antalya’da işletmesine başladığı oteline memleketi olan …’nın adını verdiğini, davalının hizmet alanının davacıdan çok farklı olduğunu, markaların da benzemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, dosyaya kazandırılan tespit raporu ve alınan raporlara göre, her ne kadar davacının tescilli “…” markası ile davalı adına tescilli “Tunç … Hotel” markası arasında kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğu üzere iltibas tehlikesinin bulunmadığı, ancak davalının adına tescilli “Tunç … Hotel” markasını çeşitli sosyal medya platformlarında, internet sitelerinde ve otelin kendisinde “… Hotel” olarak kullandığının tespit edildiği, davalının “…” ibaresini internet sitesinde tanıtımı yapılan ürünlerde kullandığı, aynı zamanda davalının kullandığı internet sitesinin ise www.zarahotel.com olduğu, sitenin de markasal kullanımı nedeniyle davacının marka hakkına tecavüz edildiği ve haksız rekabete sebebiyet verildiği toplanan deliller ile subuta erdiği, davacının marka tescilinin çok önceki tarihlerde gerçekleştirmiş olması,davacının tekstil alınında tanınmış marka olması, davalının her ne kadar otelcilik hizmeti veriyor olsa da markasını tescil ettirdiği şekilde değil de markasal olarak tanıtım ve ticari faaliyetlerinde kullanmış olması , keza alan adında da bizzat marka ibaresinin kullanılmasının gerek görsel, gerek fonetik ve gerekse bir bütün olarak gözde bıraktığı izlenim açısından değerlendirildiğinde, ortalama tüketiciler nezdinde birebir aynı olan kullanımın karıştırmaya neden olacağı, davacının ayrıca otelcilik işine girmiş gibi de algınabileceği, bu kapsamda davacının marka hakkının ihlalini ve haksız rakabetin önlenmesini talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli markanın (2010/25473) hükümsüzlüğü istemine ilişkin talebin reddine, davalının tescilli markasını ve ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullanmayıp markasal olarak kullandığı sabit görüldüğünden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, ref’ine, davalının www.zarahotel.com alan adını markasal olarak kullandığı anlaşıldığından erişimin engellenmesine, … HOTEL markasını tek başına taşıyan ambalaj, ilan, reklam, bröşür, afiş, tabela, tanıtım malzemelerinin hükmün kesinleşmesini mütakip el konularak imha edilmesine, fatura benzeri ticari evrak niteliğindeki ticari iş evrakların ise ticari hayattaki güven ilkesi gereği 3.kişilerin hukuki işlem güvenliğinin korunması adına imha ve el koyma işlemi dışında tutulmasına karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, tüm dosya kapsamı, dosyadaki sunulan delillerle kanıtlanan fiili kullanımın, davacının markasına tecavüz, haksız rekabet, teşkil ettiğinin kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının keşif ve yeniden araştırma yapılmasına yönelik istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı geerkçesiyle davacı ve davalı vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 26.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.