YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/920
KARAR NO : 2008/453
KARAR TARİHİ : 11.02.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 114 ada 3, 113 ada 31 parsel sayılı 762.76, 1927.88 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 113 ada 31 parsel ifraz, irsen intikal, hisse satışı, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2 hissesi davacı …, 1/2 hissesi davalı … adına, 114 ada 3 parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde 114 ada 3 parselin 1/4 hissesinin kendisine ait olduğu, 113 ada 31 parselin tamamının kendisine ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişme konusu 114 ada 3 ve 113 ada 31 parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taşınmazın tarafların ortak murisi 1950 yılında ölen …’den intikal ettiği ve mirasçıları arasında yapılan taksimde dava konusu taşınmaz davalı tarafa düştüğü, … mirasçısı davacıya ise başka mevkiden taşınmazlar verildiği mahallinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile belirlendiğine göre temyiz itirazlarının reddi ile 114 ada 3 sayılı parselle ilgili hükmün ONANMASINA,
2- 113 ada 31 sayılı parselle ilgili temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece taşınmazın kök muris …’den intikal ettiği ve mirasçıları arasında yapılan taksime uygun olarak tespit edildiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz dava dışı 113 ada 32 parsel ile bir bütün olduğundan 6.5.1949 tarih 10 ve 29.2.1952 tarih 284 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmıştır. Tespite dayanak yapılan tapu kaydında tarafların murisi …’in hibesi ile 1/4 hisseler oranında … evlatları …, …, … ve … adına tescil edilmiştir. 1970 yılında ifraz ve taksim nedeniyle dava konusu 31 sayılı parsel tapu maliki … evladı davacı … ile … evladı … hissesi mirasçılarının hisse devri ile oğlu davalı … adına 1/2 hisse oranında, 32 sayılı parsel ise … evlatları … ile … mirasçıları adına hisseli olarak tespit edilmiş ve 32 sayılı parsel tutanağı itiraz edilmediğinden kesinleşmiştir. Davacı tespit maliki … de taşınmazın taksim edildiğini ancak kendisine düşen yerin dava konusu taşınmazda 1100 metrekare olup kalanın davalıya ait olduğunu, her bir hissedarın yerinin eşit olmadığını, kendi yerinin daha fazla olduğunu iddia etmiştir. Keşif sonucu ibraz edilen teknik bilirkişi krokisinde 31 sayılı parselde (C) ile gösterilen 1261.60 metrekarelik kısmın … yeri olarak (D) harfi ile gösterilen 596.38 metrekarelik kısmın davalı … yeri olarak gösterildiği belirtilmiştir. Mahkemece taraflar arasında taksim yapılıp yapılmadığı, fen bilirkişi raporunda belirtilen zilyetlik sınırlarının bir taksim anlaşmasına dayalı olup olmadığı araştırılarak ortaya konulmamıştır. Bu tür eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için, taşınmaz başında yerel bilirkişiler, tarafların bildirdiği tanıklar, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişisi huzuru ile keşif yapılmalı, yapılacak keşifte niza konusu 113 ada 31 sayılı parsel ile dava dışı 32 sayılı parsele uyduğu belirlenen tapu kaydı malikleri … evlatlarının taşınmazları taksim edip etmediği, kimin nereyi kullandığı, kullanmalarının bir taksim anlaşmasına dayalı olup olmadığı etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre fen bilirkişiye ayrıntılı krokili rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hüküm BOZULMASINA, 11.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.