Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6965 E. 2022/9565 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6965
KARAR NO : 2022/9565
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.02.2022 tarih ve 2021/525 E. – 2022/130 K. sayılı kararın birleşen davada davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.09.2022 tarih ve 2022/1024 E. – 2022/1326 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi birleşen davada davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkili nezdinde işlem gören … San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait işyeri sigortalılarından …’in iş kazası geçirdiğini, kaza sonucunda %48 oranında sürekli malul kaldığını, müvekkili tarafından sigortalıya ödeme yapıldığını ve şirket aleyhine Bakırköy 2. İş Mahkemesi’nin 2013/411 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, iş bu davada Yargıtay tarafından şirketin terkini sebebiyle ihya davası açılmak üzere kararın bozulmasına karar verildiğini, Bakırköy 2.İş Mahkemesi’nin 2020/1 esas sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiğini ileri sürerek … San. Tic. Ltd. Şti.’nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı Kurum vekili, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün TTK madde 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği madde 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun tasfiye memuruna ait olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, memurların eksik işlemlerini müvekkilinin tespit etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, Bakırköy 2. İş Mahkemesi’nin 2013/411 Esas sayılı dava dosyasının açılış tarihi olan 11.04.2013 tarihinden önce şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmış olduğunu ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından hukuka aykırı şekilde dava ikame edildiğini ve sonuçlandırıldığını, tasfiye işlemleri başladıktan sonra alacaklılar için çağrıların 17.01.2012, 24.01.2012 ve 31.01.2012 tarihlerinde birer hafta ara ile ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, yapılan bu ilanlara rağmen davacı tarafından alacak bildiriminde bulunulmadığını, ilanlardan sonra tasfiyenin tamamlandığını ve şirketin tasfiye edilmiş olduğunun da ilan edildiğini, bu nedenlerle davacının taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, ihyası talep edilen şirketin 6102 sayılı TTK’nun 547 maddesi gereğince tasfiye ile sicilden terkin olduğu, davacı tarafça ihyası talep edilen şirkete karşı açılan davanın derdest olup, şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu gerekçesi ile açılan ve birleşen davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 553096-0 Sicil Numarasında kayıtlı şirketin ihyasına, şirketin son tasfiye memuru …’ün tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş ve verilen karara karşı, birleşen davada davalı Tasfiye Memuru … vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, ihyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça Bakırköy 2. İş Mahkemesi’nin 2020/1 Esas sayılı dosyası ile açılmış derdest tazminat davası bulunduğu, şirketin tasfiyesinin tamamlanmadığı ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi gerektiği, TTK’nın 547. maddesi uyarınca açılacak ihya davasının terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğü ile tasfiyeyi gerçekleştiren tasfiye memuruna yöneltilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince ihyası talep edilen şirketin taraf sıfatının bulunmadığı gözetilerek, şirket yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmemesi ve ek tasfiyenin derdest dosya ile sınırlı tutulmamasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına, asıl davada şirket hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davacı tarafından asıl ve birleşen davada açılan şirket ihyası davasının kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 553096-0 Sicil Numarasında kayıtlı şirketin Bakırköy 2. İş Mahkemesi’nin 2013/411 Esas sayılı dosyası ve müteakip işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, kararın bir örneğinin İstabul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tevdiine, TTK’nın 547/2. maddesi gereğince ihya edilen şirkete son tasfiye memuru …’ün tasfiye memuru olarak atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına, keyfiyetin tescil ve gazete ile ilanına, masrafların davacı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı … vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 28.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.