YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11772
KARAR NO : 2022/16609
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın … yönünden reddine, … A.Ş. yönünden kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum ile davalı … … A.Ş. vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı kurum ve davalı … A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, 06.04.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda kazalıya bağlanan gelir, tedavi masrafları ve geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan kurum zararının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı … vekili, davanın süresinde açılmadığını, Bakanlık’ın işi anahtar teslim şeklinde davalı şirkete vermiş olduğunu, husumetin müvekkili idareye atfedilmesinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …. Tic. ve …. A.Ş vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, yetkili mahkemenin … Mahkemeleri olduğunu, kazanın tamamen sigortalının kusuru ile meydana geldiğini, müvekkili firmanın tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, kusuru bulunmadığını, olay tarihinde olay mahallinde hiçbir faaliyet olmadığını, tiner, yanıcı ya da parlayıcı malzemenin kullanılmasını gerektiren hiç bir imalat kalemi olmadığını, sigortalının şantiyedeki içi bakır kabloları söz konusu mahale taşıyarak, kabloların dışını getirdiği tiner ile yakarak açmaya çalışırken olaya sebebiyet verdiğini, iş tanımında tiner ile ilgili bir iş tanımı bulunmadığını, müvekkili şirketin … Mevzuatı’na uygun olarak işyerindeki işçilerin sağlığı ve güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri aldığını, işçileri etkin bir biçimde denetleme, gözetme gibi yükümlülüklerini de özenle yerine getirdiğini, olayın iş kazası olmadığını, davanın … A.Ş’ye ihbarını belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“1-Davacının davasının kısmen kabulü ile,
2-7.339,50 TL peşin sermaye değerli gelir ve fiili ödeme gideri, 3.562,13 TL tedavi gideri, 1.153,16 TL geçici iş göremezlik gideri olmak üzere 12.054,79 TL’nin gelirler yönünden onay ödeme ve masraflar yönünden ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Tic. Ve …. A.ş’den alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalı … yönünden davanın reddine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“1-Davacı ve davalı … vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı kurum vekili, kusur ve hesap yönünden kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı şirket vekili, kusur, sürekli iş göremezlik oranı ve hesap yönünden kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) Davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesidir.
5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 1. fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiştir.
Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi, 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi, … Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada, davalı şirketin %70, kazalının %30 kusurlu olduğundan bahisle davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, …’na izafe edilebilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle adı geçen davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme ve kusur incelemesi yetersiz bulunmuş olup kusur raporunun oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın tetkikinde, davalı işveren, …’ndan ihale ile “Gölcük … işini aldığı, kazalının bu işte vasıfsız eleman olarak çalıştığı, tadilat halindeki binanın tuvalet ve duşlarının bulunduğu alt zeminde elbiselerinin tutuşması suretiyle yaralanması olayına maruz kaldığı, kazalının yıkım işinde görevlendirilmediği, olay sonrasında yapılan tespitte teneke içinde kabloların yakılmaya çalışıldığı vaziyette bulunduğunun tespit edildiği, yine yanında teneke içinde tiner bulunduğu, tinerin de sentetik olduğunun belirtilmesi karşısında, Mahkemece yıkım/söküm işinde tiner kullanılmasının gerekip gerekmediği, sentetik tinerin yanıcı olup olmadığı ve kazalı tarafından ne amaçla kullanıldığı, iş dışında kabloların plastik kısımlarının soyulması için ateş yakma durumunun mevcut olup olmadığı araştırılmak suretiyle buna göre bilirkişi heyetince, kazalının ve 3. kişilerin kusur oranlarının oluşa göre değerlendirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı kurum ile davalı şirket vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.