YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2909
KARAR NO : 2009/5285
KARAR TARİHİ : 07.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 15.7.1989-4.10.2000 tarihleri arası esnaf … sigortalısı olduğunun tespiti ile 5510 sayılı Yasa’dan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ….. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının tüm davalı kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz nedenlerinin reddine
2-Dava.davacının 15.07.1989-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı olduğunun ve 5510 sayılı Yasa ile getirilen aftan yararlanması gerektiğinin tesbitine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 15.07.1989-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı olduğunun tesbitine ,5510 sayılı Yasa dan faydalandığından bahisle bu konudaki talebi yönünde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden,davacının 25.08.2003 tarihinde 04.10.2000 tarihi itibari ile tescil edildiği,22.12.2003 tarihinde davacının vergi kaydının bulunduğu dönemlere ilişkin prim borcunun yatırmak ve sigortalılık süresine eklenmesi için talepte bulunduğu,davalı kurumun 05.04.2004 tarihli yazı ile bu talebi kabul ettiği ve 4038 günlük vergi mükellefi olduğu süre karşılığı 17.744YTL nın 1 yıl içinde yatırması gerektiğinin bildirildiği ,anılan bu yazının davacıya tebliğine ilişkin belgeye dosyada rastlanmadığı ancak davanın açıldığı 25.07.2008 tarihinde dava dilekçesi eki olarak sunulduğu .04.10.2000-24.06.2008 tarihleri arsındaki süreye ilişkin prim borcunu 5510 sayılı Yasa gereğince ödediği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasanın 79.maddesine koşut geçmiş … hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
4956 sayılı Yasa ile eklenen geçici 18.maddede sinde ise “yasaya göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescil yaptırmamış olanların sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar .Ancak ,bu kanunu göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları .bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49. ve ek 15.maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını .tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde .ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir .” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda davacının 04.10.2000 tarihinden önce tescili bulunmayıp ilk tescil 25.08.2003 tarihinde yapılmıştır.Bu durumda davacı , maddenin birinci cümlesindeki koşulları taşıması nedeniyle 4.10.2000 tarihi itibari ile tescil edilmiştir. Bu tarihten önce tescili bulunmadığından hakkında maddenin ikinci cümlesinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Ancak davacı yasal koşulları taşımadığı halde kurumca borçlanma talebi kabul edilmiş ve ödeyeceği prim miktarı 05.04.2004 tarihli yazı ile davacıya bildirilmiştir.Anılan yazı ve yasa gereğince belirtilen prim borcunun yazının tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde yatırılması halinde vergi kaydının bulunduğu dönemde sigortalı sayılması gerekecektir..Dosya içerisinde bu yazının davacıya tebliğine ilişkin belgeye rastlanılmamıştır.
Yapılacak iş ,05.04.2004 tarihli yazının davacıya tebliğ tarihi tesbit edilmeli ve tesbit tarihinden itibaren ,tebliğ tarihi tesbit edilemediği takdirde davanın açıldığı 25.07.2008 tarihinde tebliğ edilmiş sayılarak bu tarihten itibaren 1 yıl içinde prim borcunun ödenip ödenmediği araştırılarak ,ödenmemiş ise davanın reddine ,ödenmiş ise şimdiki gibi karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 67.20-TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla, oyçokluğuyla 07.04.2009 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının 15.7.1989-4.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında 1479 sayılı Yasa’ya tabi … zorunlu sigortalısı olduğunun ve 5510 sayılı Yasa ile getirilen prim borçlarının yapılandırılması imkanından yararlanması gerektiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Hizmet akdi ile bir işverene bağlı olarak çalışan 506 sayılı Kanuna tabi sigortalıların primleri işverence karşılandığından söz konusu Kanunun 79. maddesinde sigortalılara işverene karşı hizmet tespiti davası açarak bildirim dışı çalışmaların tespitini sağlama imkanı tanınmıştır. 1479 sayılı Kanuna tabi … sigortalılarının bir işvereni olmadığı ve kendi sigorta primlerini bizzat kendileri Kuruma yatırmakla yükümlü oldukları için 506 sayılı Kanundan farklı olarak 1479 sayılı Kanunda sigortalının hizmet tespiti davası açmasına imkan tanınmamış olmakla birlikte kanun koyucu çıkardığı kanunlarla zaman zaman …’a tabi olacaklara bir hak tanıyarak sigortalılığa esas vergi kaydının bulunduğu geçmiş sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanını getirmiştir.
İşte bu amaçla ilk defa 2654 sayılı Kanun ile 1982 de ve daha sonra 3165 sayılı Kanun ile 1985’de sigortalılara geçmişte vergiye kayıtlı oldukları sürelere ilişkin prim borçlarını belirli sürede ödemek şartıyla değerlendirme imkanı tanınmış, bilahare 2000 yılında 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1. maddesi ile bu uygulama tekrar yürürlüğe konmuş ise de Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali üzerine iptal dönemi de gözetilmek suretiyle son olarak 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile bu konuda yeni bir düzenleme yapılarak bu kanunun 47. maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 18.maddesinde “sigortalılık niteliği taşıdıkları halde kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve yükümlülükleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar” denildikten sonra bu şekilde tescil edilen sigortalılara 20.04.1982 ile 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergiye kayıtlı oldukları sürelere ilişkin prim borçlarını ödemek şartıyla değerlendirileceği kurala bağlanmıştır.
Tüm bu düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihten sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Anılan hükümlerde belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir.
Somut olayda davacının 15.7.1989-30.6.2008 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu ve 4956 sayılı Yasa’nın 47. maddesiyle 1479 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 18. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra verdiği 26.8.2003 tarihli bildirge ile tescil talebinde bulunduğu ve 4.10.2000 tarihi itibariyle tescil edildiği, ve Geçici 18. madde’de belirtilen 6 aylık hak düşürücü süre içinde 22.12.2003 tarihli dilekçe ile kuruma başvurarak vergi kaydının olduğu 15.7.1989-4.10.2000 tarihleri arasındaki süreyi borçlanmak istediği, davalı kurumca bu talebinin kabul edilerek 5.4.2004 tarihli yazı ile davacıdan borçlanma bedeli olan 17.744.82 TL’sini tebliğden itibaren 1 yıl içinde ödemesini istediği, ancak bu yazının davacıya tebliğ edilip edilmediğine veya edilmiş ise hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
4956 sayılı Yasa’nın geçici 47. maddesi gereğince 4.10.2000 tarihi itibariyle tescil edilen ve 6 aylık hak düşürücü süre içinde 15.7.1989-30.6. 2008 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğunu belgeleyerek borçlanma talebinde bulunan davacının Kurumu yazısının kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde borçlanma bedelini Kuruma ödemesi halinde 15.7.1989-4.10.2000 tarihleri arasında sigortalı olduğunun kabulü gerekir. Davalı kurumun 5.4.2004 tarihli yazısının tebliğ edilip edilmediği araştırılarak tebliğ edilmiş ve 1 yıl içinde borçlanma bedeli ödenmiş ise davacı ihtilaf konusu dönemde sigortalı sayılmalı, tebliğe rağmen 1 yıl içinde ödeme olgusu gerçekleşmemiş ise dava reddedilmeli, tebliğ edilmemiş ise davacı 5510 sayılı Yasa tarafından tanınan yapılandırma imkanından yararlanarak bu parayı ödediğinden dava kabul edilmelidir.
Yukarıda açıklanan gerekçe gereğince Mahkeme kararının eksik araştırma nedeniyle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun davacının 4.10.2000 tarihinden önce tescili olmadığından 1479 sayılı Yasa’nın Geçici 18. maddesinde 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasında vergi kaydı bulunanlara tanınan borçlanma hakkından yararlanamayacağına ilişkin bozma gerekçesine katılmıyorum.