YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/899
KARAR NO : 2009/1697
KARAR TARİHİ : 17.03.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 114 ada 33 parsel sayılı 1221,03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, malikinin belirlenemediği gerekçesiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın Kızılırmak kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama; karar için yeterli bulunmamaktadır. Fen ve ziraatçi bilirkişilerinden ayrı ayrı rapor alınmış, ayrıca mahkeme gözlemi uyarınca taşınmazın Kızılırmak’a 70 metre mesafede olduğu, arada yol bulunduğu ve kot farkı olduğu gerekçeleriyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre konumu yöntemince belirlenerek kadastro paftası üzerinde gösterilmemiştir. 28.11.1997 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi idarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi yoksa kıyı kenar çizgisinin mahkemece usulüne uygun şekilde tespiti gerekir. Bu tespit yapılırken 13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kıyı şeridinin nasıl tespit edileceğine dair kural ve yöntemler ile 17.04.1990 tarih, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4. maddesindeki tanımlar ve 9. maddesi hükmü göz önünde tutulmalıdır. Dosyadaki belgelerden çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde idarece belirlenmiş bir kıyı kenar çizgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve 3621 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre bu işlerde uzman olan jeolog, fen ve taşınmazın niteliğine göre ziraat mühendisi bilirkişi kurulu huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişiden taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp, kullanılmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip, edilmediği, imar ve ihya edilmiş ise başlangıç ve tamamlanma tarihleri etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, kıyı ve kıyı kenar çizgileri açıkça belirlenmeli, ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, kadastro paftası üzerinde kıyı kenar çizgisi işaretlenerek taşınmazların konumu belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 17.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.