YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/559
KARAR NO : 2009/1847
KARAR TARİHİ : 23.03.2009
MAHKEMESİ : İZMİR 4. İCRA MAHKEMESİ
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’nin İİK’nun 338.maddesi gereğince 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C..Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2.maddesinde “Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü düzenlenmiş olup, maddenin gerekçesinde de açıklandığı gibi, bireylerin yargı ya da yönetsel kurumlar önünde etkin bir biçimde haklarını arayabilmelerine olanak tanınması ve kolaylık sağlanmasının amaçlandığı, son derece karmaşık ve dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi ile hak arama, hak ve özgürlüklerin korunmasının amaçlandığı, bu düzenlemeye paralel olarak 5271 sayılı CMK’nun 231/2.maddesinde “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir” hükmüne yer verildiği, bu bağlamda yargı kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu ile süresinin açıkça ve doğru olarak gösterilmemiş olması bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını doğrudan etkileyebilecektir. Somut olayda karar sanığın gıyabında verilmiş olup tebliğ edilen gerekçeli kararda yasa yolu başvuru süresinin gösterilmemesi nedeniyle sanık vekilinin 18.07.2008 tarihli temyiz istemi süresinde kabul edilerek, yapılan inceleme sonucunda;
1- Borçlu sanık tarafından 19.09.2007 tarihinde sunulan mal beyanı dilekçesinde bildirdiği 145 ada 125 parsel sayılı taşınmaz üzerinde de hacizler bulunduğunun anlaşılması karşısında, taşınmazın değeri belirlenip, üzerindeki hacizli dosya alacaklarının ödenmesinden sonra bu dosya borcu için bir miktar kalıp kalmayacağının saptanması, anılan taşınmazın bu dosya borcunu karşılamadığının belirlenmesi halinde bu kez mal beyanı dilekçesinde bildirmediği 392 ada 165 ile 767 ada 47 parseller yönünden aynı araştırma yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
2-Hükmün esasını oluşturan kısa kararda “dava ve cezanın İİK’nun 354.maddesinde yazılı sebeplerle düşeceği” belirtilmediği halde gerekçeli kararda bu hususa yer verilmek suretiyle hükmün karıştırılması,
İsabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 23.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.