Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/6024 E. 2023/28 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6024
KARAR NO : 2023/28
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/130 E., 2015/380 K.
DAVA TARİHİ : 19.06.2009
HÜKÜM/KARAR : Dava red

Taraflar arasında tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı S.S. … Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olduğunu, D Blok 4 no.lu bağımsız bölümün verileceğinin bildirilmesi üzerine söz konusu dairede tadilat ve tamiratlar yaptırdığını, eşya alarak daireyi döşediğini, tapusunun verilmediğini, Hollanda’da yaşadığından kooperatifte neler olduğundan haberdar olamadığını, 1 ay önce kendisine gelen telefonla evinin satıldığını ve eşyalarının satılmak istenildiğinin bildirildiğini, yapılan araştırmada dairenin tapusunun kooperatif başkanı … ve yardımcısı …’nın talimatı ile arsa sahibi tarafından davalı …’ya devredildiğini, bu devrin neye dayanarak hangi hakla yapıldığının anlaşılamadığını, kooperatif kayıtlarında ve karar defterinde … isimli bir şahsın üyeliğine rastlanmadığını, daha sonra bu dairenin …’nın borcundan dolayı cebri icra yolu ile satıldığını ileri sürerek, dairenin bedeli için 70.000,00 TL, eşyalar için 1.000,00 TL, manevi zararlarının giderilmesi için 20.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili, zamanaşımı def’i ve yetki itirazlarının olduğunu, davalı …’un davacının eniştesi olduğunu, davacının yurtdışında ikamet ettiğini, Alanya’da ki tüm işleri bu kişinin yürüttüğünü, tapu dağıtımı sırasında davacının gelmediğini eniştesi ile görüşülebileceğini belirttiğini, davalı …’un tapuyu kendisi adına alıp davacıya devredeceğini bildirdiğini, arsa sahibinin icra işlemleri olduğundan dairelere haciz konulmasın diye iyiniyetli olarak davalı … adına tapunun verildiğini, davacının da bu durumu bildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı … vekili, müvekkilinin davacının kayınbiraderi olduğunu, davacının öncelikle adına isabet edecek dairenin tapusunun adına tescili için yurt dışından vekaletname gönderdiğini, ancak söz konusu vekaletnamenin Tapu Sicil Müdürlüğünce kabul görmediğini, davacının bunun üzerine yurt dışından gelerek tapusunu adına tescil ettirmek yerine kooperatif yetkililerine telefon ederek adına isabet eden dairenin tapusunun müvekkili adına çıkarılmasını talep ettiğini, tapunun müvekkili adına çıkarılmasında davacının açık bir rızası ve yönlendirmesinin mevcut olduğunu, hatta daha sonra davacının Türkiye’ye geldiğinde dahi müvekkili tarafından söz konusu tapuyu devralmasının istendiği halde tapuyu üzerine almadığını, daha sonra müvekkilinin işlerinin kötüye gittiğini, dairenin kaydı üzerine haciz konulduğunu ve cebri icra yolu ile satıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3. Davalı …, davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.09.2012 tarihli 2009/305 E., 2012/773 K. Sayılı kararı ile; söz konusu satış işleminin davacının bilgisi dahilinde yapıldığı yönünde kanaatin oluştuğu, kooperatif yöneticilerinin ve …’nın mevcut satış işleminde davacıyı zarara uğratmaya yönelik herhangi bir kast ve ihmallerinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 02.10.2013 tarihli 2013/4652 E., 2013/6006 K. Sayılı ilamı ile; davalılar hakkında açılan kamu davasına konu eylem ve işlemlerle bu dava konusu eylem ve işlemlerin aynı olup olmadığı araştırılması, hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte bir hükme varılmaması halinde ise, taşınmazın devrinin davalı …’ya davacının bilgisi dahilinde yapıldığı hususunun ispat edilemediği, cebri satış ile dava tarihi arasındaki sürenin davacının satış işlemine icazet verdiğini gösterdiğinin kabulü için yeterli bir süre olmadığı hususları gözardı edilmemesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, ceza dosyasında sanıkların atılı suçtan beraat ettikleri, tapudaki satış tarihinden cebri satış tarihine kadar geçen sürenin yapılan satışa icazet verdiğinin kabulü için yeterli olduğunu, davacı ile kardeşinin Hollanda da yaşaması ve bağımsız bölümlerin haciz tehditi altında olmasından dolayı kooperatif başkan ve üyesinin iyiniyetli olarak davacının ve kardeşinin bilgisi dahilinde toplu olarak 17.05.2007 tarihinde arsa sahipleri tarafından koop üyelerine satış işlemi gerçekleştirildiği, davacının kardeşi … Keçeli’nin satış tarihinden otuz gün önce davalı …’ya vekâletname verdiği, davacının davalılar hakkındaki şikâyetini icrada satış yapıldıktan, hukuk mahkemesine dava açıldıktan sonra yapılması hususları gözününe alındığında satış işleminin davacının bilgisi ve isteği doğrultusunda yapıldığına dair kanaatin oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının muvafakati olduğunu iddia eden taraf bunu belgeleyemediğini, davacının kardeşinin gönderdiği vekaletnamenin bu dava ile ilgisinin bulunmadığını kaldı ki vekaletnamede …’nın kendisi adına gayrimenkul alma yetkisi bulunmadığını, sanıkların beraat gerekçesi delil yetersizliği olduğunu, davacı dairesinin satıldığını dava açılmadan 1 ay önce öğrendiğini, şikayet tarihi ile dava tarihi aynı olduğunu, davalı …’nın … Keçeli tarafından açılan davadaki beyanında …’nın kooperatif üyesi olmadığını, devri öğrendikten sonra kooperatif başkanına söz konusu devrin yanlış olduğunu suç işlediğini söylediğini beyan ettiğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kooperatif eski yöneticilerinin haksız eylemlerine dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62 ve 98 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 553 ncü maddesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 336 ve 338 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 ncü maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 ncı ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Davacıya ait D blok 4 no.lu bağımsız bölümün davalı kooperatif başkanı ve başkan yardımcısı tarafından davacının herhangi bir vekaletnamesi ya da yazılı talimatı olmaksızın 17.05.2007 tarihinde davalı … adına tapuda tescil edilmiş olduğu mahkemenin ve tarafların kabulündedir.

2.Taşınmazın devrinin davalı …’ya davacının bilgisi dahilinde yapıldığı hususunun ispat edilemediği, cebri satış ile dava tarihi arasındaki sürenin davacının satış işlemine icazet verdiğini gösterdiğinin kabulü için yeterli bir süre olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verildiği halde mahkemece davanın davaya konu taşınmazın cebri icra yoluyla satılmasından sonra açılmış olması, tapudaki satış tarihinden cebri satış tarihine kadar geçen süre gerekçe gösterilerek ve diğer soyut değerlendirmelere de dayanılarak, söz konusu satış işleminin davacının bilgisi dahilinde yapıldığı sonucuna ulaşılması doğru olmamıştır.

3.Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Somut olayda davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklı taşınmazı yazılı talimatı ve vekaletnamesi olmaksızın davalı …’ya tapuda devredildiği, davalıların davacının bilgisi olduğu yönündeki iddialarının davacı tarafça kabul edilmediği ve aksinin ispatlanamadığı dikkate alındığında davalıların davacının meydana gelen zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kabulüne göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,

kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

16.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.