Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/517 E. 2023/178 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/517
KARAR NO : 2023/178
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/537 E., 2021/1181 K.
DAVA TARİHİ : 17.12.2013
HÜKÜM/KARAR : Onama
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/466 E., 2018/373 K.

Taraflar arasındaki (sıra cetveline itiraz) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesi ile; … isimli şahıs ile ortağı olduğu şirketin bankadan 27/10/2009-01/12/2009 tarihinde ve 05/10/2009 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmelerin teminatı olarak müvekkil şirketi tarafından mevduat rehini verildiğini, sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemeleri üzerine kredi borçlarının bankalar tarafından müvekkili şirketin mevduat hesabından tahsil edildiğini bunun üzerine takip başlatıldığını, ancak sonrasında düzenlenen sıra cetvelinde 1. sırada yer alan davalı ile dava dışı borçlu arasında muvazaalı alacak oluşturulduğunu ileri sürerek davalının sıra cetvelinden çıkarılmasını ve davalıya isabet eden payın davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, müvekkilinin alacağının davacıdan önce doğduğunu, muvazaalı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının alacağın varlığını ve miktarını kanıtlama külfeti davalıya ait olduğu, her zaman düzenlenmesi mümkün olan bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı, takip talebine eklenen bonolarda keşide tarihindeki yıl bölümü belirsiz olmasına rağmen takip talebinde ve ödeme emrinde her iki bononun 20.03.2012 tanzim tarihli olduğu, davacının takipleri 19.10.2012 tarihli olup, 2009 sözleşmeleri esas alınarak başlatıldığı, davalının bonoların düzenlenmesine esas alt ilişkiye ait delillerin ibrazı için süre verilmesine rağmen herhangi bir delil sunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekilil istinaf dilekçesinde; kural olarak muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerektiğini ancak davacı taraf her ne kadar alacaklarının ilama dayalı olduğunu iddia etmekte ise de icra dosyaları incelendiğinde müvekkil alacağı daha önce doğduğunu, daha önce kesinleştiğini ve cebri icra işlemlerine girişildiğini, bu nedenle müvekkil alacağına ilişkin muvazaa ve mal kaçırma iddiaları yersiz olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı alacaklı, dava dışı borçluların kredi borcu nedeniyle kefil sıfatıyla yapmış olduğu ödemenin rücuen tazmini amacıyla takip başlattığı, kesinleşmiş mahkeme kararı ve dosya içerisindeki banka yazılarından anlaşıldığı üzere ödemenin yapıldığı yani borcun doğduğu tarihler 24/09/2012 ve 03/10/2012 tarihleri olduğu, davalının takip dayanağı ise her zaman düzenlenmesi mümkün olan bonolar olduğu için borcun doğumu, kambiyo senedinin düzenlendiği tarih değil, en geç takibin yahut ihtiyati haczin başlatıldığı tarih esas alınması gerekmekte olduğu, davacı alacağının doğduğu tarihten sonra 17.12.2013 tarihinde davalının takip başlattığı, davalının alacağının gerçek olduğunu ispatlayamadığı gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Gerekçeleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1-Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Muvazaa nedeni ile sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.

2- İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, İcra ve İflas Kanunu’nun 142/1. maddesi,

3-Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dava, muvazaa nedeni ile sıra cetveline itiraz istemine davalının alacağın varlığını ve miktarını kanıtlama külfeti davalıya ait olduğu, her zaman düzenlenmesi mümkün olan bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı, davalının bonoların düzenlenmesine esas alt ilişkiye ait delillerin ibrazı için süre verilmesine rağmen herhangi bir delil sunmadığı, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.