YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17304
KARAR NO : 2009/3482
KARAR TARİHİ : 10.03.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve özellikle davacının % 16,2 oranında maluliyetini belirten kurum malulIyet tespit kararında kontrol kaydı var ise de; temyiz nedenlerine ve gerekse davacının % 16,2 oranındaki maluliyetin acısını yaşamış olmakla verilen manevi tazminatın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı temyizine gelince; dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece 16.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İş kazasından kaynaklanan ve zarar görenin maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkin kusuru bulunan birden fazla işveren davalının sorumluluğu müşterek ve müteselsil sorumluluktur. Borçlar Kanununun 141. maddesinde düzenlenen müteselsil borçluluk kanundan veya sözleşmeden doğabilir, ve alacaklı alacağının tamamını borçlulardan birinden isteyebileceği gibi hepsine karşı da yönelebilir. Tüm borçluların borçtan kurtulmaları ancak alacağın tamamının tahsil edilmesine bağlıdır.
Somut olayda davacı manevi tazminat istemini davalılardan müşterek ve müteselsil olarak istediğine göre hüküm fıkrasında hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek yerine;
“1-16.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin REDDİNE” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 60.00-‘ar TL ayrı ayrı temyiz başvuru harcının yatırılmış olduğu anlaşılmakla, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 15.04.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi
KARŞI OY YAZISI
Yargıtay İçtihadi Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.6.1976 tarihli, 6 E, 4 K. nolu kararında da benimsendiği gibi sigortalılarda oluşan beden güç kayıp oranının tesbiti kamu düzenini doğrudan ilgilendirir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 135. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağının Çalışma ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıklarınca birlikte hazırlanacak bir tüzük ile tesbit olunacağı bildirilmiş, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğünün “ iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinin meslekte kazanma gücünü ne
oranda azaltacağının tesbiti” başlığını taşıyan ikinci bölümünde bu saptama ve hesaplamanın ne şekilde yapılacağı ayrıntılı bir biçimde belirlenmiştir.
Kurumun bağladığı sürekli işgöremezlik geliri kararında, ilerde sigortalının kontrol edilmesi gerektiği kaydı varsa sigortalının, belirtilen tarihte yeniden muayene ettirilmesi ve sürekli iş göremezlik oranının kesinleşmesi icap eder. Yapılacak muayenede, meslekte kazanma gücünün yitirilmesi oranının arttığı, eksildiği veya büsbütün ortadan kalktığı tesbit edilmiş olabilir. Bütün bu durumlarda kesin rapor tarihindeki veriler esas alınmak suretiyle Kurumca sigortalıya bağlanan sürekli işgöremezlik geliri artırılacağı gibi eksiltilebilir veya büsbütün kesilebilir. Yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda sigortalının meslekte kazanma gücünü yitirme oranının yanlış tesbit edildiği kesin bir biçimde saptandığı takdirde Kurum geriye yönelik dahi karar alabileceğinden tazmin sorumlularının sorumlulukları da buna göre belirlenir.
Sigortalıda oluşan sürekli işgöremezlik oranı mahkemece hükmedilecek maddi ve manevi zararın miktarını doğrudan etkileyeceğinden davacıda oluşan meslekte kazanma güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin saptanması gerekir. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Dairesi veya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca kontrol muayenesine gerek görülmesi halinde muayene sonucu beklenerek oranın nihai olarak belirlenmesinden sonra hükmedilecek maddi ve manevi zararın belirlenmesi gerektiği gerek Dairemizin gerekse 10.Hukuk Dairesinin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları gereğidir. HGK’nun 11.5.2005 günlü, 2005/10-307 Esas, 2005/340 Karar nolu kararı da bu yöndedir.
Öte yandan iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğranılması halinde sigortalı yararına hükmedilecek manevi tazminatın miktarı uğradığı beden güç kayıp oranı sonucu ömür boyu duyacağı elem ve ızdırap gözetilerek belirlenir.
Somut olayda 28.04.2003 tarihinde davacının başına kağıt parçalama makinesinin düşmesi şeklinde cereyan eden iş kazası sonucu başında opere çökme (frontal) fraktürü oluşmuş davacı bu olay nedeniyle 40.000.00 TL. manevi tazminat talep etmiş, SGK. Maluliyet Daire Başkanlığınca SB Tepecik Eğitim Hastanesinin 03.05.2004 tarihli raporu dayanak alınarak davacının %16.2 oranında sürekli işgöremez duruma geldiğine ve 05.05.2008 tarihinde kontrolü gerektiğine karar verilmiş, mahkemece SGK.’dan 05.05.2008 tarihinde yapılan kontrol sonucu sorularak davacının sürekli işgöremezlik oranının artış veya azalma gösterip göstermediği, önceden belirlenen oranın kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden davacı yararına 16.000.00 TL. manevi tazminata hükmedilmiştir.
İnceleme konusu olan bu işte davacıda oluşan beden güç kaybının oranının belirlenmesi kamu düzenine ilişkin bir husus olduğu gibi davacı taraf hüküm altına alınan manevi tazminatın az, davalı taraf ise fazla olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmişlerdir. Mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının uygun olup olmadığının denetimi yönünden de davacıda oluşan beden güç kayıp oranın mahkemece kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece davacının kontrol muayenesi sonucu beklenmeden ve sürekli işgöremezlik oranı kesin olarak belirlenmeden karar verildiğinden her iki tarafın temyiz itirazlarının kabulüyle davacının kontrol muayenesi sonucu SGK’ca düzenlenecek nihai raporun beklenerek SGK’ca belirlenen ve kesinleşen sürekli işgöremezlik oranı esas alınarak davacının manevi zararının belirlenmesi gerekçesiyle mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun davalıların müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzeltilerek onama kararına katılmıyorum.