YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3341
KARAR NO : 2009/3300
KARAR TARİHİ : 07.05.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 129 ada 8 parsel sayılı 50,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile 1/2 pay itibari ile davacı ve davalı adına, 129 ada 9 parsel sayılı 121,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde 8 sayılı parselin tamamının adına tescili bu mümkün olmadığı takdirde 9 parsel sayılı taşınmazın da kök muristen intikal etmesi nedeni ile 1/2 pay itibari ile kendi adına tescili gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 129 ada 8 parsel yönünden davanın ispat edilemediği, 9 parsel yönünden ise isteme uygun karar verildiği kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli bulunmamaktadır. Davacı dilekçesinde davalı ile yaptıkları anlaşmaya göre 8 sayılı parselin kendi adına, 9 sayılı parselin ise davalı adına yazılacağını, ancak kadastro tespiti sırasında 8 parsel sayılı taşınmazın davalı ile 1/2’şer paylı olarak adlarına, 9 parsel sayılı taşınmazın ise davalı adına tespit edildiğini belirterek tespitin aralarındaki anlaşmaya göre düzeltilmesini, bu mümkün olmazsa 9 sayılı parselin de kök muristen intikal etmiş olması nedeniyle bu taşınmazın 1/2 payının kendi adına tescilini talep etmiş olmasına rağmen mahkemece 9 parsel yönünden herhangi bir araştırma yapılmadan, 8 parsel yönünden ise ispatlanamadığı gerekçesi ile yetersiz araştırma sonucu davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflara iddia ve savunmaları ayrıntılı olarak açıklattırılmalı, tanık bildirme imkanı tanınmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişileri ile taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime intikal ettiği, taşınmazların müşterek muris …..’dan kalıp kalmadığı maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, ortak muristen kalmış olması halinde mirasçılarının kimler olduğu, mirasçıları arasında usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı davacı tarafından varlığı iddia edilen anlaşmanın içeriğinin ne olduğu, anlaşmaya ilişkin yazılı bir belge bulunup, bulunmadığı sorulup, saptanmalı tespit bilirkişi ve yerel bilirkişi beyanları arasında çelişki olması durumunda yüzleştirme yapılmak sureti ile çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.