YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/612
KARAR NO : 2009/943
KARAR TARİHİ : 23.02.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 32, 33 ve 34 parsel sayılı 22278.65, 18225.60, 32585.73 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 32 sayılı parsel davalı …, 33 sayılı parsel davacı …, 34 sayılı parsel davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde adına tespit edilen 33 sayılı parselin yüzölçümünün eksik tespit edildiği, eksikliğin dava konusu 103 ada 32 ve 34 sayılı parsellerde kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının 103 ada 32 sayılı parsele yönelik davasının reddine, 103 ada 34 sayılı parsele yönelik davanın kısmen kabulüne ve çekişme konusu 103 ada 32 sayılı parselin tespit gibi davalı … adına tesciline, 103 ada 34 sayılı parselin teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 1724.68 metrekarelik bölümünün davacıya ait 103 ada 33 sayılı taşınmaza eklenerek, 103 ada 33 sayılı taşınmazın 19950.28 metrekare olarak davacı … adına, 103 ada 34 sayılı parselin kalan kısmının ise 30861.05 metrekare olarak davalı … adına tesciline, karar verilmiş; hüküm davacı … ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıya ait 103 ada 33 sayılı parseldeki yüzölçümü eksikliğinin dava konusu 103 ada 34 sayılı parselin içinde kaldığı ve fen bilirkişi haritasında (A) ile gösterilen kısmın davacı parseline dahil olduğu, davalı 103 ada 32 sayılı parsel içinde kalmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacıya ait 103 ada 33 sayılı parsel ile dava konusu 103 ada 32 sayılı parselin dayanakları tapu kayıtlarının 4753 sayılı Yasa uyarınca Hazine adına oluşan 3.10.1953 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydından dağıtım yolu ile şahıslar adına tescil edildiği ve dayanağı tevzi haritasının bulunduğu anlaşılmaktadır. 103 ada 34 sayılı parsele kadastro tespiti sırasında 19.1.2005 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmış olduğu halde dosyaya dava ile ilgisi olmayan 107 ada 34 sayılı parsele revizyon gören 16.12.2004 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının getirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dosya
içinde bulunan toprak tevzi haritasına göre 103 ada 34 sayılı parselin tevzinin 4 numaralı parseli olduğu ve muhtemelen bu parsele revizyon gören tapu kaydının da 4753 sayılı Yasa uyarınca oluştuğu anlaşılmaktadır. Taraf tapuları birbirini sınır göstermekte ve tapu kayıtlarının haritası bulunmaktadır. Kural olarak haritası bulunan kayıtların kapsamının 3402 sayılı Kanun’un 20/A maddesi gereğince haritalarına göre saptanması ve ortak sınırın haritaya göre belirlenmesi gerekir. Oysa keşif sırasında fen bilirkişisi tarafından toprak tevzi haritası ile kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle zemine uygulanmamış; Toprak Tevzi Komisyonunca düzenlenen tapu kayıtlarının dayanağını oluşturan belirtmelik haritasında 103 ada 32 ve 33 sayılı parselin güney sınırı düz hat halinde gösterildiği halde, 103 ada 34 sayılı parselin (A) harfi ile işaretli kısmı 33 sayılı parsele eklenmek suretiyle 32 parselden sonra çıkıntı yaratılmasının nedeni de açıklanmamıştır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri 33 sayılı parselin ilk tapu maliklerince tevzice belirlenen sınıra göre kullanılmakta iken davacı tarafın satın aldıktan sonra 5-6 metre daha 34 sayılı parsele doğru genişleterek kullanıldığı yönündeki beyanları ile teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapor çeliştiği halde bu çelişki giderilmeden karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle çekişme konusu 103 ada 34 sayılı parsele uygulanan 19.1.2005 tarih 1 sıra numaralı ve 28000 metrekare yüzölçümündeki tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve dayanağı haritası ile birlikte getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra daha önce dinlenen yerel bilirkişiler, tarafların bildirdiği tanıklar, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, keşifte tarafların dayanağını oluşturan tapu kayıtları ve haritaları yerel ve uzman bilirkişi tarafından zemine uygulanarak kapsamları belirlenmelidir. Tarafların dayandığı tapu kayıtlarının birbirini sınır göstermesi sebebiyle aralarındaki uyuşmazlığın ortak sınır uyuşmazlığı olduğu nazara alınarak, tapu kaydının dayanağı haritalarının fenni sıhhate haiz olmaması nedeniyle haritalarına göre ortak sınırın belirlenememesi halinde yerel bilirkişi ve tanıklardan kayıtların ihdasından itibaren ortak sınırda değişiklik olup olmadığı, değişiklik olmuşsa ne yönde değişiklik olduğu sorularak taşınmazlar arasındaki ortak sınır tespit edilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanakların edinme sebebi sütununda yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalıdır. Uzman fen bilirkişisinden tapu kayıtlarının dayanağı haritalarının ölçekleri eşitlenmek suretiyle kadastro paftasına çakıştırılarak yapılacak uygulamayı ve buna göre kayıtların kapsamlarını gösterecek ve tapu kaydı miktarına göre davacı taşınmazında meydana gelen eksikliğin nereden kaynaklandığını belirtecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verlidi.