Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/13747 E. 2009/4442 K. 26.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13747
KARAR NO : 2009/4442
KARAR TARİHİ : 26.03.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve özellikle temyiz nedenlerine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe maruz kalan işçinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, davalı işverene ait işyerinde çalışırken 16.03.2004 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle 15.470,98.-TL maddi ve 90.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, 15.470,98.-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu %21 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda, davacının %30, davalı tarafın %70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük, eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle, hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde takdir olunan manevi tazminatın yeterli olmadığı en az 20.000,00.-TL manevi tazminata karar verilmesi gerektiği açıktır.
3-Öte yandan, davacının maddi ve manevi tazminat isteği bulunduğu gözetilmeden, ayrı ayrı dava konusu yapılabilecek tazminat isteklerinin aynı dosyada sonuçlanması halinde de, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarları için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmetmek gerekirken, avukatlık ücretinin toplam tazminat miktarı üzerinden hesaplanıp hükmolunması da yerinde değildir. Ayrıca, 13.12.2006 tarih ve 26375 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinde öngörülen manevi tazminatın kısmen reddi durumunda, karşı taraf yararına hükmedilecek avukatlık ücretinin davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği hükmü dikkate alınmaksızın, manevi tazminatın ret edilen kısmı için, toplam (maddi ve manevi) tazminat miktarı üzerinden hesaplanan avukatlık ücreti kadar davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek, yerine,
“1-Davanın kısmen kabulüne, 15.470,98.-TL maddi tazminat ile takdiren 20.000,00.-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 35.470,98.-TL tazminatın olay tarihi olan 16.03.2004 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla manevi tazminat isteminin reddine,
2-Alınması gereken 1.915,43.-TL ilam harcından peşin alınan 1.424,30.-TL’nin indirimi ile kalan 491,13.-TL ilam harcının davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
3- Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 11,20.-TL başvuru harcı ile 1.424,30.-TL nispi harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4- Davacı tarafından yapılan toplam 730,00.-TL yargılama giderinden ret edilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, 519,10.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 210,90.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden 1.747,09.-TL; manevi tazminat miktarı üzerinden 2.200,00.-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davalı yararına ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden 2.200,00.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
26.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.