YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19327
KARAR NO : 2023/77
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın, katılana iftira ettiğinden bahisle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 … maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.
2. … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, katılan ile sanık arasında İş Mahkemesinde görülen dava nedeniyle husumet bulunduğuna ve iftira suçunun sabit olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, eski çalışanı olan katılanın, iş yerinde bulunan ve reçete defteri olarak adlandırılan defteri alıp, ihtara rağmen iade etmediğine dair kolluk müracaatıyla iftira ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Sanık, 15.10.2015 tarihli şikayetinde, kimyager olarak çalışıp, iş yerinden ayrılan katılanın zimmetinde olan defteri götürdüğünü, 05.10.2015 tarihinde noter aracılığıyla yaptığı ihtara rağmen defterin teslim edilmediğini belirtmiştir.
3. … Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2015 tarihli 2015/75441 soruşturma sayılı kararı ile katılan hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan “suçu işlemediği” gerekçesi ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
4. Sanık müdafince, iş yeri çalışanlarınca, katılanın zimmetinde olan defterin bulunamadığının ve katılan tarafından alındığının şifai olarak bildirilmesi üzerine ve katılana ulaşılamaması nedeniyle şikayet hakkının kullanıldığı, kaldı ki fonluk grubu reçete defterinin ise halen kayıp olduğu belirtilmiştir.
5. Dosya içerisinde mevcut ihtarname ve cevap yazısı içeriğinden, sanığın, katılandan 4 gündür işe gelmediği belirtilerek, sorumluluğu altında olan defteri iade etmesinin istendiği ve katılan vekilince defterin katılanda bulunmadığına dair cevap gönderildiği belirlenmiştir.
6. Tanık A.E. ifadesinde özetle, kontrollerde, kaybolan reçetelerin sorumlusunun katılan olduğunu, … ile … isimli çalışanların “reçeteleri … almış” demeleri üzerine, sanığa telefonda bilgi verdiğini, sanığın da kendisinin beyanına dayanarak şikayette bulunduğunu beyan etmiştir.
7. Tanık M.K. İfadesinde özetle, bir kısım boya reçetelerini işyerinde bulamayınca, işten ayrılan katılanı arayıp yardım aldığını, defterlerin değil bazı reçetelerin halen kayıp olduğunu beyan etmiştir.
8. Tanıklar M.Y. ve H.T. ifadelerinde özetle, defterin katılan tarafından götürüldüğüne dair doğrudan bilgi ve görgülerinin olmadığını, boya kullanımına dayanak defterin mahiyeti ile çalıştıkları bölümün çalışma esaslarından bahsettikleri görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, olaylar ve olgular bölümünde ayrıntılı açıklanan savunma, sanığın şikayet ifadesi, katılan beyanı, tanıkların ifadesi, sanığın şikayeti üzerine katılan hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar gerekçe ve içeriği ile tüm dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın iddialarının bir kısım maddi vakalara dayandığı, tanıklar tarafından kısmen doğrulandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atma biçimde olmayıp, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74 üncü maddesi ile güvence altına alınan anayasal şikayet ve ihbar hakkını kullanma niteliğinde olması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.