YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13998
KARAR NO : 2022/16602
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 10.04.2001 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını ancak 01.03.2004 tarihinden itibaren çalışmasını kuruma bildirildiğini, daha önceki çalışmalarının kuruma bildirilmediğini beyanla müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 10.04.2001-01.03.2004 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, davacının 01.03.2004 tarihinde işe başladığını, tazminat alacağı ile ilgili olarak … 2. İş mahkemesinin 2014/170 esas sayılı dosyasında dinlettiği tanıkların davacının 2001 yılında işe başlamadığını beyan ettiklerini, kendi isteği ile işe giriş çıkışları olduğunu, askerlik nedeni ile işten ayrıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, 6552 sayılı yasa gereğince müvekkili hakkındaki davanın reddi gerektiğini, davacının 10.04.2001-01.03.2004 tarihleri arasında sigortalılığına rastlanmadığını, davanın kamu düzenine ilişkin olduğunu, ayrıca 5510 sayılı yasanın 8. mmaddesine göre sigortalıların çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç 1 ay içinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını kuruma bildirmesi gerektiğini ancak davacının üzerine düşeni yerine getirmediğini, davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacının hizmet tespiti talebinde bulunduğu 10.04.2001-01.03.2004 tarihleri arası dönemde 18 yaşından küçük olduğu, yufka açma işinin 3-4 yıllık bir eğitim gerektirdiği, çırak olarak tabir edilen kişilerin işyerinde yufkaların sulanması, hamur karma, temizlik, kasa ve getir götür işlerine baktığı, davacının dava konusu dönem içeresinde gerçekleşen çalışmalarının hizmet akdi kapsamında olmadığı, çıraklık kapsamında kaldığının bordro tanıkları tarafından ifade edildiği, davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, müvekkilinin askerlik yaptığı dönemler hariç sürekli çalıştığını, haksız olarak işe giriş ve işten çıkış kayıtlarının yapıldığını, çalışmasının üretime dayalı olduğunu, verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki dava dosyası incelendiğinde, Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olmadığı, meslek öğrenmeye yönelik olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Kanun’un 2’nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6’ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35’inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun’un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10’uncu maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan “onüç yaşını” ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “ondört yaşını” olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun’un 13’ncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu’nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (…, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; …, 1977 Baskı, s;130).
Somut olaya dönüldüğünde, Mahkemece, çalışmanın çıraklığa dayalı olduğu, üretime dayalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de çalışmaların üretime dayalı olarak geçip geçmediği hususunda yapılan araştırma yetersizdir. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının davasını somutlaştırması istenilmeli, hangi tarihte, nerede, kimlerle, hangi işleri yaptığı, çalışmasının üretime dayalı olup olmadığı, üretime dayalıysa hangi tarihten itibaren bu şekilde çalıştığı etraflıca sorulmalı, bildirdiği tanıklar dinlenilmeli, çalışmaları farklı sicil numaralı işyerlerinde geçtiyse belirttiği işyerlerine ait dönem bordroları celbeldilerek bordro tanıkları dinlenilmeli, çalışmaların yeteri kadar aydınlatılmaması halinde komşu işyerleri tespit edilerek komşu işyeri sahipleri veya bu işyerlerinden uyuşmazlık konusu dönemde bildirilen bordro tanıklarının dinlenilmesi suretiyle çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi, yoksa diğer çalışanlar gibi üretime yönelik olarak mı gerçekleştiği ve üretime dayalı çalışma varsa davacının ne şekilde üretime katıldığı ve hangi tarihten itibaren bu şekilde çalıştığı hususu net olarak ortaya konulmalı, davalıya ait işyerinde fiili çalışmasının başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.