YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4442
KARAR NO : 2022/7153
KARAR TARİHİ : 19.09.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, … ili Menderes ilçesi Dereköy Köyü Akkuyu Mevkii 110 ada 8 parsel sayılı taşınmazın … adına tespit edildiğini ve taşınmazda müvekkili olan davacı lehine kullanıcı şerhi verildiğini, davacının taşınmazı temizleyip, bakımını yaptığını ve içinde barınacağı bir ev inşa ettiğini, zeytin ağaçlarını aşılayarak taşınmazı tel örgü ile çevirdiğini, davacının 20 yıldan uzun süredir nizasız fasılasız malik sıfatıyla taşınmaza zilyet olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı adına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece verilen, davacının davasının kabulü ile … ili Menderes ilçesi Dereköy Köyü Akkuyu Mevkii 110 ada 8 parsele ilişkin kadastro tespitinin iptaline ilişkin hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/13141 Esas ve 2015/2087 Karar sayılı ilamıyla; “kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine evrelere ait stereoskopik hava fotoğrafı, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğraflarının istenilmesi, davaya konu taşınmazın bulunduğu yörede daha önce hangi tarihte kadastro tespitinin yapıldığı ve yapılan bu kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazın niteliğinin ne olarak belirlendiği hususlarının sorulup açıklığa kavuşturulması ve ilgili kayıt ve belgelerin getirtilerek dosya arasına konulması, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılması ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve nasıl geçtiği gibi hususların tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanması, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmesi, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu taşınmazların tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırların haritasında işaretlettirilmesi, taşınmazı tüm yönlerinden gösterir fotoğrafların çektirilmesi, komşu taşınmazlarla mukayeseli mahkeme gözleminin tutanağa geçirilmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava ve uydu fotoğrafları üzerinde bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleket haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle) inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazın imar-ihyasına en erken ne zaman başlanıldığının ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında, mahkemenin 2014/93 Esas ve 2015/275 Karar sayılı dava dosyasında dava konusu olan taşınmazın bulunduğu bölgede 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastro çalışmaları sonucunda 172 ada 23 parsel sayılı taşınmaz hakkında uygulama tutanağı düzenlendiği ve davalı olması nedeniyle tutanağın resen Kadastro Mahkemesine gönderilerek 2014/93 Esas sırasına kaydedildiği anlaşıldığından, mahkemenin 09.09.2015 tarih ve 2014/93 Esas, 2015/275 Karar sayılı kararıyla söz konusu dava dosyası iş bu dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz davasıdır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile karardaki yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda; dava konusu 110 ada 8 parsel sayılı taşınmaz, 26.03.2013 tarihli yenileme kadastrosu sonucunda 172 ada 23 parsel olarak tespit edildiği halde, hüküm fıkrasının 2. bendinde dava konusu bu parselin esik ada ve parsel numarasının (110 ada 8 parsel) yazılması isabetsiz ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile … Kadastro Mahkemesinin 2015/140 Esas ve 2020/154 Karar sayılı ilamının hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan “110 ada 8 parsel” ifadesinin yerine “172 ada 23 parsel” ifadesinin yazılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca HUMK’ un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
istek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 19.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.