YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1697
KARAR NO : 2009/1821
KARAR TARİHİ : 23.03.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yenileme Kadastrosu sırasında eski 300 parsel sayılı 2200 m2 yüzölçümündeki … adına kayıtlı taşınmaz, 103 ada 27 sayısı ve 2037.75 metrekare yüzölçümü ile, eski 301 parsel sayılı 5800 m2 yüzölçümündeki davalıların miras bırakanı … ve … adına kayıtlı taşınmaz, 103 ada 26 parsel sayısı ve 5669.17 metrekare yüzölçümü ile yeniden tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kendisine ait 300 (103 ada 27) sayılı parselin yenilemesi tespiti yapılırken davalılara ait 103 ada 26 sayılı parsel ile olan sınırın tesis kadastrosu sınırına itibar edilmeyerek kendi parseli aleyhine kaydırıldığını öne sürerek tespitin ilk kadastro sınırı esas alınarak düzeltilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişme konusu 103 ada 27 sayılı parselin yüzölçümünün 2119.40 metrekare, 103 ada 26 sayılı parselin yüzölçümünün ise 5587.52 metrekare olarak tespit ve malikleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 2859 sayılı Yasa’nın 4.maddesine göre orantı ve dengeleme yöntemi ile dava konusu edilen yeni 103 ada 26 ve 27 sayılı parsellerin yüzölçümünün belirlenmesi yoluna gidilmiş ise de; mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Yenileme kadastrosuna esas teşkil eden 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki Kanunu’nun 4. maddesinde “yenileme işlemi sırasında ilk kadastro veya tapulamanın tahdit ve tespit ettiği parsel sınırlarına itibar olunması esas alınır” hükmü yer almış bulunmaktadır. İlk kadastro paftasının uygulanamaması halinde yapılacak işlemler maddenin diğer bentlerinde düzenlenmiştir. Somut olayda tesis kadastrosu paftasının uygulanamaması gibi bir durum söz konusu değildir. Tesis Kadastrosu paftası uygulanabildiğine göre 2859 sayılı Kanun uygulaması ile mülkiyet değişikliği yapılamaz. Mahkemece yapılan keşif sırasında görevli olan teknik bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen 4.2.2008 tarihli rapor ve 24.06.2008 tarihli ek raporda tesis kadastrosu sırasındaki sınır belirlenmiştir. Bu sınırın 8 ve 1156 nolu noktaların birleştiği hattan geçtiği, oysa yenileme ile bu sınırın davacı parseline doğru kaydırılması suretiyle 1294 nolu noktadan geçirildiği, böylece iki sınır arasında kalan (A) harfi ile gösterilen 43.42 metrekarelik kısmın, davacıya ait yenileme kadastrosu ile oluşan 103 ada 27 sayılı parsele eklenmesi gerektiği belirtilerek yenileme ile tespit edilen sınırla ilk kadastro sınırının çakışmadığı açıkça ifade edilmiştir. Bu husus krokiden de açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; 103 ada 26 sayılı parsel içerisinde kalan teknik bilirkişilerin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 43.42 metrekarelik bölümün davacıya ait 103 ada 27 sayılı parsele eklenmek suretiyle davacı parselinin 2081.17 metrekare olarak , davalılara ait 103 ada 26 sayılı parselin ise bu bölüm çıktıktan sonra 5625.75 metrekare olarak tesciline karar verilmesi gerekirken, Mahkemece yanlış değerlendirme ile, mülkiyet değişikliğine yol açacak şekilde parsellerin yüzölçümünün orantı ve dengeleme yoluyla belirlenmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; Kadastro hakimi doğru, infazı kabil sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu halde, davacıya ait 103 ada 27 sayılı parselin 2119.40 metrekare, 103 ada 26 sayılı parselin 5587.52 metrekare olarak tesciline karar verilmiş ise de teknik bilirkişilerce dava konusu parsellerin bu yüzölçümlerini gösterir kroki düzenlenmemiş olması nedeniyle kararın infaz kabiliyetinden yoksun bulunması da isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.