Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/9459 E. 2009/7450 K. 28.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9459
KARAR NO : 2009/7450
KARAR TARİHİ : 28.05.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ek bildirgelerden dolayı tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı borcunun iptaliyle, borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Uyuşmazlık, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından mahkeme ilamı ile davacı işveren nezdinde sigortalı olarak çalıştığı tesbit edilen sigortalının Kuruma bildirilmeyen süreleri nedeniyle düzenlenen ek bildirgelerden dolayı tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı borcunun iptali ve Kuruma borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de, varılan bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Yasa’nın 55.maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “Ödeme emri” ile tebliğ olunacağı ve ödeme emrinin hangi unsurları içermesi gerektiği belirtilmiş,aynı Yasa’nın 58.maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabileceği ve itiraz üzerine izlenecek usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Öte yandan 506 sayılı Yasa’nın 79/13. maddesinde Kurumca resen tahakkuk ettirilen sigorta primlerinin bu Kanunun 80.maddesi de nazara alınarak işverene tebliğ edileceği, işverenin tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Kuruma itiraz edebileceği, itirazın takibi durduracağı, Kurumca itirazın reddi halinde işverenin, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili İş Mahkemesine başvurabileceği bildirilmiştir.
Somut olayda, Kurumun davacıya gönderdiği 22.03.2007 tarih ve 14696 sayılı yazının ödeme emri olmayıp 506 sayılı Yasa’nın 79/13.maddesi gereğince gönderildiği, davacı hakkında henüz Kurum tarafından başlatılmış bir takip olmadığı, takip başlatılmadan önce gönderilen borç bildirimi niteliğinde olduğu davacının süresi içinde Kurum ünitesine itiraz edildiği, itirazın Kurum Komisyonunca 26.4.2007 tarihinde reddedilmesi ve kendisine 11.5.2007 tarihli yazı ile bildirilmesi üzerine süresi içinde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca,Yasa’nın ödeme emri için aradığı unsurları içermeyen, bu nedenle ödeme emri niteliğinde olmayan borç bildirim yazısına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının iptali ve bu nedenle borçlu olmadığının tesbitine yönelik istemi hakkında işin esasına girilerek, tarafların delillerini toplayıp sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.