Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2007/2150 E. 2007/4209 K. 20.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2150
KARAR NO : 2007/4209
KARAR TARİHİ : 20.06.2007

Davacı … (TMSF) ile davalılar 1- … 2- … arasındaki davadan dolayı Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.12.2005 gün ve 2003/159-2005/653 sayılı hükmü onayan Dairemizin 23.01.2007 gün ve 2006/7897-2007/246 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava İİK’nın 277.vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptaline ilişkindir. Mahkemece; borçlunun icra takibine yaptığı itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında davanın konusu kalmadığına karar verilip davanın reddedildiği gerekçesiyle iptal davasının da reddine karar verilmiş davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmayarak karar Dairemiz’ce onanmıştır.
Davacı vekili Daire kararının düzeltilmesini istemiş olmakla yapılan incelemede;
Dava konusu olayda borçlulardan …’in de aralarında bulunduğu kişilerin vekili Av.Kemal Tüccar ile alacaklı banka vekili Av.Hakan Vural tarafından imzalanan 17.09.2001 tarihli taksitlendirme sözleşmesinin tetkikinden borçluların Ankara 8.İcra Müdürlüğü’nün 2001/12696 sayılı dosyadaki icra takibine yaptıkları itirazlardan kayıtsız ve şartsız feragat ettikleri keza … Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü’nün 2001/890 sayılı, Ankara 8.İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nin 2001/745 Esas sayılı dosyalarındaki şikayetlerini de geri aldıkları ve takip borcunu 01.10.2001’den başlamak ve 31.12.2002’de tamamını ödemeyi, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde alacağın tamamının kendiliğinden muaccel olacağını kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi bu belge ile alacaklı takibinden vazgeçmemiş aksine borçlular takibe yaptıkları itirazlardan feragat ederek takibi kesinleştirmişler ve ödemeyi taksitlendirmişlerdir. Bu haliyle ortada kesinleşmiş bir icra takibinin bulunduğu tartışmasızdır. O halde mahkemece tasarrufun iptali davasının esası incelenerek, borcun ödenip ödenmediği de araştırılmak suretiyle davanın sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu husus üzerinde durulmadan yazılı gerekçeyle mahkemenin icra takibinin konusunun kalmadığından bahisle tasarrufun iptâli davasını reddetmesi ve kararın Dairemiz’ce onanmasının doğru olmadığı bu defa yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltmeye konu itirazlarının kabulüyle kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemiz’in 23.01.2007 gün ve 2006/7897 E., 2007/246 K. Sayılı kararın kaldırılarak mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 20.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.