YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2073
KARAR NO : 2009/1580
KARAR TARİHİ : 13.03.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadostro sırasında 117 ada 75 ve 76 parsel sayılı 66.3941,10 ve 8228,97metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında … ve arkadaşları, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın muris … mirasçıları adına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli 116 ada 75 sayılı parselin fen bilirkişisi raporunda (a) harfi ile gösterilen bölümünün payları oranında davalı … mirasçıları adına, geri kalan bölümü ile 117 ada 76 sayılı parselin tamamının Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil … Demir mirasçıları vekili ve davalı … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli 117 ada 75 ve 76 sayılı parsellerden 117 ada 75 sayılı parselin (a) harfi ile gösterilen bölümünün tarım arazisi niteliğinde olduğu ve tespit gününe kadar davalı … yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu, 75 sayılı parselin geriye kalan bölümü ile 76 sayılı parsel üzerinde davacı ve müdahil tarafın tespitten geriye doğru 20 yılı aşkın zilyetliklerinin bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dosyada bulunan 21.1.1958 tarihli senede göre çekişmeli taşınmazın “20 küleklik” kısmının müdahil taraf murisi … tarafından davalı …’a verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu senede değer verilerek karara esas alınmış ve 20 dönüm karşılığı olan bu bölümün davalı … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, kalan kısımların ilk defa 1984-1985 tarihlerinde hali arazi iken müdahil taraf murisi …’in kardeşi olan … tarafından sürüldüğü, bir yıl kullanıldıktan sonra kullanılmadığı, daha sonra davalı …’ın yeğeni olan ve keşifte tanık olarak dinlenen … tarafından davalı … adına kullanıldığı kabul edilerek, her iki tarafın 20 yılı aşkın zilyetliği ispatlanamadığından bu bölümlerin davaya dahil edilen Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre temyize konu olan 117 ada 76 sayılı parsel ile 75 sayılı parselin (a) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan
bölümlerin davalı …’ın yeğeni olan tanık … tarafından tespit gününe kadar kullanıldığı belirlendiğine göre, bu kullanımın kimin adına, hangi sıfatla ne zamandan beri sürdürüldüğü saptanmalıdır. Keşifte dinlenen 1939 ve 1962 doğumlu tanıklar ile 1962 doğumlu tespit bilirkişisi tanık olarak dinlenen …’ın çekişmeli taşınmazların 20 dönümlük kısmını davalı … adına, 20 dönüm dışında kalan bölümlerini ise müdahil taraf murisi … adına kullandığını belirtmişlerdir. Doğru sonuca varılabilmesi için tarafların gösterecekleri tanıkların da katılımı ile mahallinde keşif icra edilmelidir. Arazi başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, taşınmaz üzerindeki tasarrufunun hangi tarihte başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü, taşınmazın davalılara ne zaman intikal ettiği, tanık …’ın kullanımının kim adına ne sıfatla olduğu etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasındaki çelişki bilirkişi ve tanıkların yüzleştirilmesi yoluyla giderilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmedir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, olduğu gibi, kabule göre de davada 3402 sayılı Yasa’nın 30/2. maddesinde yazılı koşulların bulunmadığı gözardı edilerek, davanın kanıtlanamaması halinde tespitin davalı taraf üzerinde bırakılması gerekirken davada taraf olmayan ve gerçek hak sahibi olarak belirlenen Hazine adına tescile karar verilmiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.