YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1737
KARAR NO : 2009/1617
KARAR TARİHİ : 16.03.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 113 ada 97 parsel sayılı 640443.18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, köy halkı tarafından mera olarak kullanılması ve mera teknik ekiplerince mera olarak sınırlandırılması nedeniyle mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydı, satın alma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak murisi … mirasçıları adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 113 ada 97 sayılı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde 113-97 (B) harfi ile gösterilen 12885.96 metrekarelik kısmının davacı … adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümü hakkında davacı tarafın dayandığı tapu kaydının mevki ve iki hudut itibariyle uyduğu, mera olmadığı ve davacının murisi babası …’ten intikal ettiği, mirasçılarının taksimen zilyet bulunduklarından bu bölümün davacı adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen bölümünün ise mera vasfında bulunduğu kabul edilerek fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı taşınmazın bir bölümü hakkında miras bırakan adına kayıtlı K.Sani 320 Daimi 9 sıra numaralı ve K.Sani 336 tarih 24 sıra numaralı tapu kaydına, diğer bölümü hakkında ise satın almaya, irsen intikale ve zilyetliğe dayanmıştır. Davacının dava ettiği yerin taşınmazın teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümleri olduğu anlaşılmaktadır. Dayandığı tapu kayıtlarından K.Sani 336 tarih ve 24 sıra numaralı tapu kaydının yüzölçümünün 14 dönüm olduğu, Temmuz 342 daimi ve 75 sıra numaralı tesis tapu kaydında ise 4 dönüm olarak kayıtlı bulunduğu halde tapu kayıtlarındaki yüzölçümü farklığının nedeni ve tapu malikleri ile davacı arasında irs ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Davacının murisine ait nüfus kaydı ya da veraset ilamı getirtilmemiş, tapu kayıtları mahallinde usulüne uygun uygulanarak uyup uymadığı kesin olarak belirlenmemiştir. Keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümün 20-25 yıldır işlenmediği, ancak tarım arazisi niteliğinde olduğu yönündeki kendi içinde çelişkili ve yeterli olmayan rapora itibar edilmesi doğru değildir. Taşınmazı ve dava edilen bölüme kuzeyden komşu parselleri birlikte gösterir birleşik kroki getirtilerek buna göre komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri getirtilerek taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu araştırılmamıştır. Tespit tutanağının edinme sebebinde taşınmaz hakkında 15.9.2006 tarihli mera sınırlandırma tutanağı bulunduğu belirtildiği halde mera sınırlandırma tutanağı ve haritası getirtilerek mahallinde uygulanmamış, mera sınırlandırmasının
kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazın etrafını çevreleyen özellikle Suboyu köyünde bulunan komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı kayıtlar, mera sınırlandırılmasına ilişkin tutanak ve haritası ile kesinleşmesine dair ilan tutanakları, davacı dayanağı tapu kayıtlarının yüzölçümü farklılığının nedenine ilişkin belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, üç kişilik uzman ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacının dayandığı tapu kayıtları, ihdasından itibaren tüm tedavülleri ile birlikte okunup kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, dava edilen taşınmaz bölümlerine tapu kaydının uyup uymadığı kesin olarak belirlenmeli, tapu kayıtlarının dava edilen bölüme uyması halinde davacı tarafa tapu maliki ile arasındaki irs ilişkisinin kanıtlama imkanı tanınmalı, tapu kayıtlarının uymaması halinde mera tahsis kaydı tutanak ve haritası uygulanarak kapsamı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın, kime ait olduğu, kimden kaldığı, kimin ne zamandan beri ne suretle kullandığı, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı, dava edilen bölümün devamındaki meradan açılıp açılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklatılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütununda yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, uzman 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan arazinin niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, mera vasfında olup olmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, davacının dava ettiği bölümün sadece kendi adına değil miras bırakan … tüm mirasçıları adına tescil istediği ve mirasçıların taksim yapmadıkları yönündeki beyanlar nazara alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; mahkemece kararın gerekçe bölümünde mirasçıların zilyet olduğu ve taksim yapılmadığı kabul edildiği halde, kısa kararda taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün sadece davacı adına tesciline karar verilmek suretiyle çelişki yaratılması da doğru değildir. Ayrıca Kadastro Hakimi doğru, infaz sırasında duraksamaya neden olmayacak ve dava konusu parsel hakkında sicili açık bırakmayacak şekilde sicil oluşturmakla yükümlüdür. Sicil oluştururken taşınmazın tamamını veya bir bölümünün kim veya kimler adına hangi miktar ile tescil edildiğinin kararın hüküm fıkrasında açıkça belirtilmesi gerekir. Mahkemece taşınmazın teknik bilirkişi rapor ve krokisinde 113-97 (B) harfi ile gösterilen 12885.96 metrekarelik bölümün davacı adına tesciline kararı verilerek, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmekle yetinilmek suretiyle taşınmazın kalan bölümü hakkında sicil oluşturulmaması da isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.