Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/4491 E. 2022/9949 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4491
KARAR NO : 2022/9949
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil (Zilyetliğe Dayalı), Tapu İptali Ve Tescil (Yeni Arazi Oluşumundan Kaynaklanan)
İLK DERECE MAHKEMESİ : …5. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında …5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, …ili ….., ilçesi …..,Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 366 parsel sayılı 16.900 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 7752 ada 64 parsel numarasıyla ve 15.075 m² yüz ölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı … vekili, uygulama kadastrosu sonucunda, davacı ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan 7752 ada 64 parselin yüzölçümünde azalma olduğu halde davalıya ait eski 365 yeni 7752 ada 65 parselin yüz ölçümünde artışın meydana geldiğini öne sürerek, eski hale getirilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, keşif sırasında dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları uyarınca dava konusu taşınmazların sınırının … ağacı ve taşlardan oluştuğu, uygulama kadastrosunda da sınırın buradan çizildiği, 2008 uydu fotoğrafında (A) ile gösterilen kısmın davalı taşınmaz içinde olması gerekirken kayma oluştuğu, davalıya ait taşınmaz ile sınırındaki kaymanın tesis kadastrosu sırasındaki sınırlandırma hatasından kaynaklandığı, tesis kadastrosu sırasında da mevcut olan ve günümüze kadar değişmeyen batı sınırın sabit sınır olarak kabul edilmesi gerektiğinden, kısmen hatalı yapılan tesis kadastrosunun yüzölçümünün yanlış hesaplandığı gerekçesiyle davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş ise de ,ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle, zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; …..,ilçesi …..,Mahallesi 7752 ada 63, 64, 65 ve 15 parsel sayılı taşınmazlar tarafların kök murisi … …’ya ait olup bütün halinde kullanılıyor olduğu 1965 tarihli hava fotoğrafından anlaşılmaktadır. Daha sonra 1978 yılında mirasçılar arasında yapılan rızai taksim sonucu bir bütün olarak kullanılan bu taşınmaz bölünerek dava konusu 7752 ada 64 parsel sayılı taşınmaz davacının babası …’a isabet etmiş ve 1984 yılında yapılıp 1987 yılında hükmen kesinleşen tesis kadastrosu uyarınca dava konusu 7752 ada 65 parsel ile olan sınır belirlenmiştir. Bilirkişi raporlarında, tesis kadastrosu sırasında paftanın hatalı tersim edilmesi nedeniyle dava konusu taşınmazların bulunduğu paftada tüm taşınmazlarda kuzey yönüne doğru 10 metre kayma oluştuğu, dava konusu taşınmazın da batı sınırında kayma oluşarak 2008 tarihli uydu fotoğrafında (A) ile gösterilen alanın eski 2048 yeni 7752 ada 66 parsel sayılı taşınmaz içinde kalmasına rağmen7752 ada 64 parsel içinde tespit edildiği, yüz ölçümü farklılığının bu sınırlandırma hatasından kaynaklandığı, kuzey ve güney sınırının rızai taksim sonucu oluşan parseller olup sınırlarında bulunan 1999 tarihli hava fotoğrafında belirgin olan tonçun zeminde varlığını koruduğu, dolayısıyla dava konusu 7752 ada 65 parsel ile olan sınırın sabit sınır olarak kabul edildiği ve taşınmazların yüzölçümlerinin, hatalar giderilerek zemin ile uyumlu hale getirildiği belirtilmiş ve Mahkemece bu bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Uygulama kadastrosunun amacı, tesis kadastrosu sırasında yapılan hataları yöntemince düzelterek tesis kadastrosu sırasındaki fiili duruma ulaşmaya çalışmaktır. Bilirkişi raporunda hataların giderilerek zeminle uyumlu hale getirildiğinin belirtilmiş olması karşısında, yapılan yüzölçümü düzeltmelerinin mülkiyet ihtilafının çözümüne yönelik olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurularak, davanın kabulü ile uygulama tutanaklarının iptaline, taşınmazın tesis kadastrosunda tespit edilen yüzölçümü miktarı ile tescili için Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.