Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/33953 E. 2022/9763 K. 22.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/33953
KARAR NO : 2022/9763
KARAR TARİHİ : 22.12.2022

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : 1-Sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’ın TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 39/2-c maddesi yollamasıyla 39/1, 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine
2-Sanıklar …, …, …, …, … ve …’ın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından ayrı ayrı beraatlerine,
3- Sanıklar …, …, …, …, … ve …’ın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine
ile tüm sanıklar müdafileri, katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili, katılan … vekili

İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle;
1- Dairemiz 09.06.2020 tarih ve 2019/11160 esas – 2020/3670 sayılı bozma kararı sonrasında birleşen dosyadaki sanık … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından verilen beraat ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükümleri yönünden Yargıtay incelemesinden geçmiş bir karar bulunmadığı, sanık müdafii ve katılan istemlerinin ilk önce bölge adliye mahkemesince değerlendirilerek karara bağlanması neticesinde dosyanın Dairemize gönderilmesi gerektiği, bu nedenlerle de bu sanıkla ilgili dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Sanık … ile sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, ilk derece mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
2- Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığının Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından; katılan … Bakanlığının ise tüm suçlardan niteliği itibariyle doğrudan zarar görmedikleri ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmadıkları ve bu kapsamda davaya katılmalarına ilişkin karar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
Diğer temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, o yer Cumhuriyet savcısının 14.12.2021 tarihinde müddeti muhafaza talepli dilekçe verdiği; ancak 14.02.2022 tarihinde dosyanın mütalaaya uygun şekilde hüküm kurulmasından ötürü görüldü işleminin yapılarak mahkemesine gönderildiği ve yine sanık …’ün 14.04.2022 tarihli dilekçesi ile itiraza konu yapılan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilen bir dosyanın sonucunun kendi hukuki durumunu da etkileyeceğini belirttiği itiraz inceleme konulu dilekçesinin ek temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu belirlenerek, yapılan inceleme sonucunda;
Sanıklara müsnet suçların unsur ve nitelikleri, bu suçların aralarındaki irtibatlar, savunmada ileri sürülen hukuki kurumlar ile sanıkların hukuki durumları değerlendirilecektir.
Ayrıntıları Dairemizin 22.03.2019 tarih 2018/7103 esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik … bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.

Somut darbe teşebbüsü, 5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 37. maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde (faillerle birlikte) fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
5237 sayılı TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her hâlükârda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.

Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 24/3. maddeleri). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
İlk derece ve bölge adliye mahkemesince kabul edilen somut olay;
Olay tarihinde Kara Harp Okulu 3. sınıf öğrencilerinden oluşan Dumlupınar 4. Taburunun, Tabur Komutanı vekili olan sanık …’ün komutası altında Komando İhtisas Kursu görmek için Dağ Komando Okulunda bulundukları, Harp Okulu öğrencilerinin iskan, iaşe ve ibadesinin sanık …’ın komutanı olduğu 1. Kurs Taburunun sorumluluğunda olduğu, bir ay öncesinden yapılan eğitim planı kapsamında 14.07.2016 tarihinde Harp Okulu öğrencilerinin 6 takımının büyük travers eğitimi ve 15.07.2016 tarihinde de kalan 6 takımın gece yürüyüşünün olduğu,
Suç tarihi olan 15.07.2016 tarihinde Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığına Komando Temel Eğitim Kursu görmek için gelen Kara Harp Okulu 4. Dumlupınar Taburunun 22-23 ve 24. Bölüklerinin 32 kilometre yürüyüşlerinin olduğu, 19-20- ve 21. Bölüklerin büyük travers eğitimini tamamlayarak kışlaya dönmüş oldukları ve istirahatte oldukları,
Kurmay Başkanı olan …’nın, Eğitim Merkezi Komutanlığına vekalet eden sanık eski Kurmay Yarbay …’ı saat 22:25 sıralarında telefonla arayarak Harp Okulunun hazır olup olmadığını, içtima yapıp yapmadıklarını sorduğu, sanık …’ın, ilk 6 takımın büyük traversten döndüğünü, istirahat ettiklerini, diğer 6 takımın 32 kilometre intikali yaptıklarını, 13. takımın ise beyaz taş üs bölgesi eğitimi yaptıklarını söylediği, …’nın “neden onlar hala eğitimde, neden dönmediler” dediği ve sanık …’ın hemen odasına gelmesini söylediği, …’nın saat 22:48’de ….Turizm isimli taşımacılık yapan firmanın araç koordinatörü ve şoförü olarak çalışan tanık …’u arayarak kendisini tanıtarak asker sevkiyatı olacağını, ne kadar araç verebileceğini sorduğu, tanığın elinde bulunan boş araçları ve şoförlerini 1. Kurs Taburunun önüne yönlendirdiği,
Kara Harp Okulu Alay Komutanı olan Kurmay Albay …’ın, 0 530 387 9393 numaralı telefondan Isparta’da bulunan ve harbiyelilerin tabur komutanlığına vekalet eden sanık Binbaşı …’ü saat 22:00 sıralarında arayarak, dahili telefondan yani kablolu tafiks (askeri hat) telefonundan kendisini aramasını söylediği, …’ün orada bulunan poligon bölüğünün tafiks telefonundan saat 22:05’de …’ı aradığı, sanık …’ün ifadesine göre, …’ın “olağanüstü bir durum olduğunu, kendileri ile beraber gelen misafir askeri personeli (yabancı ülkeler hesabına Kara Harp Okulu’nda öğrenim gören öğrenciler) orada bırakarak derhal Ankara’ya dönmeleri gerektiğini, teferruatlı emri Eğirdir Kurmay Başkanı Devran albaydan alacağını” söylediği, sanık …’ün kışlaya dönmek üzere araca binerek seyir halinde olduğu sırada Yaşar

Uçan’ın, sanık …’ü saat 22:12′ de arayarak ertesi günkü çarşı izinlerinin iptal olduğunu söylediği, sanık …’ün de bu bilgiyi ertesi günkü tabur nöbetçi subayı olan sanık Kurmay Yüzbaşı …’ı arayarak ilettiği,
MEBS nöbetçi astsubayı tanık …’un saat 22:50’de mesajı alarak harbiyelilerin hazırlanmaları sürecine katılan, tabur içtima alanında bulunan sanık …’ın yanına giderek saat 23:10’da mesajı imza ile teslim ettiği, Harekat Yıldırım mesaj emrini alan sanığın makam aracına binerek hızla harekat merkezine geldiği, harekat merkezi girişinde karşılaştığı Yaşar Uçan’a saat 23:19 da sıkıyönetim direktifini verdiği,
Salih Kolcu’nun komutanı olduğu 19. Bölük, sanık …’in komutanı olduğu 20. Bölük ve sanık …’in komutanı olduğu 21. Bölükte bulunan harbiyeli öğrencilerin askeri kamuflajlı, hücum yelekli, kompozit başlıklı, sivil çanta ve askeri çantalı olarak saat 23:30’da içtima alanında toplandıkları, Salih’in içtima alanında yanında sanıklar …, … ile Ali Akpınar’da bulunduğu halde diğer bölüklerin de duyabileceği şekilde kendi bölüğünün önünde yüksek sesle “arkadaşlar Silahlı Kuvvetler gece saat 03:00’dan itibaren yönetime el koyacak, Genelkurmay Başkanlığımız sıkıyönetim ilan etti, gece saat 03:00 sıralarında sıkıyönetim ilan edilecek” diyerek Isparta Hava Limanına askeri kargo uçaklarının geleceğini ve o uçaklar ile Ankara’ya gideceklerini söyleyerek araçlara binmelerini emrettiği, 19. Bölükte bulunan toplam 127 Harbiyeli öğrencinin şoförler Ali Dumlupınar, Muzaffer Baş, Muhammet Fatih Saraç ve Osman Çankaya’nın kullandıkları 32 S 0084, 32 AG 343, 32 PL 869 ve 32 DG 598 plakalı araçlara ve Eğirdir Dağ Komando Okuluna ait 1 adet otobüse bindirilerek hareket hazır hale geldikleri, sanıklar … ve … tarafından iki sivil araca Salih Kolcu ve sanık …’ın, askeri araca Tekin Çetinkaya’nın araç komutanı olarak görevlendirildikleri, diğer iki araca harbiyelilerden iki öğrencinin araç komutanı olarak atandığı, içtima alanında sanıklar … Ali Akpınar, Süleyman Tezel ve …’ün de bulundukları ve harbiyelilerin toplanmasını ve hazırlanmasını sevk ve koordine ettikleri, özellikle …ile Süleyman Tezel’in Harbiyelilerin bir an önce çıkmaları için acele ettikleri, bu esnada okul komutanı olan Yaşar Uçan’ın sanık … ve …ile Süleyman Tezel ile telefonla görüşerek harbiyelilerin çıkışı için yazılı emir olmadığını, gitmelerinin uygun olmayacağını, işi geciktirmelerini söylediği, Süleyman’ın harekat merkezine gittiği, harekat merkezinde …., ….ve ….’ın olduğu,…ın, … Çetinkaya’ya araçların hazır olduğunu belirterek “çıksınlar mı” diye sorduğu, Devran’ın tümen komutanına sorması gerektiğini söylediği, …’ın …’ya sorduğu, …nın da “tamam çıkarın” dediği,…’ın bu emri sanık …’a ilettiği, sanık …’ın da emri sanık …’e ilettiği, sanık …’ın emriyle araçların saat 23:45 itibariyle nizamiyeden çıkmaya başladıkları, araçların Eğirdir’den Isparta

istikametine seyrederek Isparta-Afyonkarahisar karayolunda Süleyman Demirel Üniversitesini geçtikten sonra yanlarından ve karşılarından polis araçlarının geçtiği, zira saat 22:00’den itibaren mahkeme kararıyla Isparta Emniyet Müdürlüğündeki emniyet görevlilerinin uygulama yapmaya başladıkları, dolayısıyla kavşaklarda polis araçlarının bulunduğu, havalimanına doğru giden harbiyelileri taşıyan sivil otobüslerin polislerce fark edilmediği, ancak polislerin yollarda tedbir aldığını araçta bulunanlar ve özellikle araç komutanları tarafından fark edildiği, ayrıca havalimanına gelmesi beklenen harbiyelileri Ankara’ya taşıyacak uçakların da havalimanına henüz gelmediği, ancak yukarıda açıklandığı üzere iki adet kargo uçağının Isparta hava sahasında bulunduğunun anlaşıldığı, fakat bu uçakların iniş yapamadıkları, uçakların gelmemesi nedeniyle dönmek istedikleri; ancak kolluk güçlerince Atabey kavşağı kapatıldığından Eğirdir’e harbiyelileri taşıyan araçların dönemediği, mecburen konvoyun Isparta Terörizmle Mücadele Eğitim ve Tatbikat Merkezi Komutanlığına saat 00:15 civarında giriş yaptıkları,
Bundan sonra sanık …’in komutanı olduğu 20. Bölükte bulunan toplam 117 harbiyeli öğrencinin askeri kamuflajlı, hücum yelekli, kompozit başlıklı, sivil çanta ve askeri çantalı olarak içtima alanında toplandıktan sonra sanık …’ün emriyle 3 adet sivil otobüse bindikleri, araçlara sanıklar …, … ve …’ın araç komutanı olarak görevlendirildikleri, araçların sanık …’ün emriyle saat 00:15’de kışladan çıkış yaptıkları, 200-300 metre kadar Isparta istikametine ilerledikten sonra yolun polis ekipleri tarafından araçlarla kapatılmış olması nedeniyle durmak zorunda kaldıkları, geri dönen araçların kışlaya giriş yaptıkları,
Tüm bu gelişmeler yaşandığı sırada sanık …’in bölük komutan vekili olduğu, …’ün takım komutanı olduğu Kara Harp Okulu 21. Bölüğünün saat 23:00 sıralarında içtima alanında toplandıkları, 19 ve 20. Bölüklerin araçlarla çıkış yapmalarından sonra bekleyen sivil araçlara binerek çıkış emri bekledikleri, sanık …’ın bölük komutanı, sanık …’nin takım komutanı olduğu Kara Harp Okulu 23. Bölüğünün ve sanık …’un bölük komutanı, sanık …’ın takım komutanı olduğu Kara Harp Okulu 24. Bölüğünün saat 00:30 sıralarında yürüyüşten dönerek taburlar bölgesine gelerek silah ve eğitim malzemelerini depolara bırakarak içtima alanında toplandıkları, bir süre sonra tabur komutanı sanık … tarafından Ankara’ya gidişin iptal olduğu belirtilerek öğrencilerin koğuşlara gönderilerek istirahat ettirilmeleri emrinin verilmesi üzerine 21-22-23 ve 24. bölüklerin koğuşlara gönderildikleri şeklinde gerçekleşen olayda;
3- Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet ile sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti

Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Oluş, dosya kapsamı ve mahkeme kabulü ile “Ordu 16 Temmuz 03.00 itibari ile yönetime el koymuştur.” şeklindeki Whatsapp msjının grup üyeleri tarafından okunup okunmadığına dair bir bilgi olmadığına ilişkin Isparta Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 08.06.2021 tarihli inceleme raporu da nazara alındığında, tebliğnamede sanıklar …, … ve … yönünden bozma içeren düşünceye iştirak edilmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme; sanıklar …, …, …, … ve … hakkında ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, ayrıca sanıklar …, …, …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla; sanıklar …, …, …, … ve … ile tüm sanıklar müdafileri ve katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet ve beraate yönelik hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.