Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/4855 E. 2009/5894 K. 29.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4855
KARAR NO : 2009/5894
KARAR TARİHİ : 29.09.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 870 ada 2 parsel sayılı 63780.81 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bir bölümünün davalıya ait tapu kayıtları kapsamında kaldığı, miktar fazlası olan ve Hazineye ait tapu kaydının kapsamında bulunan bölüm üzerinde ise Hazineye ait tapu kaydının tesisinden itibaren geriye doğru davalı lehine 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap süresinin gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme yetersiz, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalarda 1692 ve 1693 sayılı belirtmelik parseli olarak belirlenmiş olup, 1692 numaralı parsele 6.3.1952 tarih ve 22 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmıştır. 1693 numaralı parsele ise 27.9.1951 tarih ve 28 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmış ve kayıt gayri sabit hudutlu kabul edilerek 1693 sayılı belirtmelik parseli, 3115 ve 3116 sayılı parsellere ifraz edilmiştir. 3115 parsel kayıt miktarı olarak … adına ayrılmış, 3116 parsel ise 2.1.1964 tarih 306 sıra sayılı tapu kaydı ile Hazine adına tapuya bağlanmıştır. Davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydı 11500 metrekare yüzölçümündeki 2.1.1964 tarih 306 sıra sayılı tapu kaydıdır. Davalı tarafın dayanağını oluşturan 27570 metrekare yüzölçümündeki 27.9.1951 tarih ve 28 sıra sayılı tapu kaydı Ahlat Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.8.1951 tarih, 1951/28-66 sayılı ilamı ile, 8271 metrekare yüzölçümündeki 6.3.1952 tarih ve 22 sıra sayılı tapu kaydı ise Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.1.1952 tarih, 1951/63-1952/2 sayılı ilamı ile oluştuğu halde mahkemece tapu dayanakları tescil ilamları ve krokileri getirtilmemiş, Hazinenin dayanağı olan tapu kaydının kapsamı da tevzi haritalarından yararlanılmak suretiyle saptanmamıştır. Toprak Komisyonunca, davalı dayanağı tapu kaydının batı hududunun hendek, kuzey hududunun dere olması nedeniyle Hazine tapusunun miktar fazlası için oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle Hazine tapusunun dayanağı belirtmelik tutanağı ve haritası ile davalı tapularının dayanağı tescil
./…
20094855-5894 SH.2

ilamları ile varsa haritaları getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tarafların dayandığı tapu kayıtları ve haritalarının kadastro paftasıyla ölçeklerinin eşitlenip çakıştırılması suretiyle kapsamları 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmelidir. Davalı tarafın dayanağı Tapu kayıtlarının tescil krokilerinin bulunmaması veya uygulama kabiliyetlerinin bulunmaması durumunda ise tapu kayıtlarının gayri sabit hudutlu olduğu ve miktarı ile geçerli olacağı düşünülmelidir. Belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda, davalı tarafın dayanağı tapu kayıtları ve tescil krokileri kapsamında kalan kısmın davalı adına, Hazine tapusu kapsamında kalan kısmın ise tescil tapularının ihdas tarihi ile Hazine tapusunun tesis tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresi dolmaması nedeniyle Hazine adına tesciline, yapılan uygulama sonunda çekişmeli taşınmazın davalı ve Hazine tapusu kapsamı dışında kalan bölümü bulunduğunun saptanması halinde bu bölüm yönünden ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalı yararına oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.