YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7162
KARAR NO : 2009/5300
KARAR TARİHİ : 09.04.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, yurt dışında geçen çalışmalarının 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Türk vatandaşlığından izin yoluyla 31.05.2000 tarihinde çıkan davacı, Almanya’da 1973-2004 yılları arasında geçen çalışmalarıyla ilgili olarak yaptığı borçlanma talebinin 3201 sayılı Yasa’ya göre kabul edilmesi gerektiğinin tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, iddia, savunma ve tüm dosya içeriğine göre, davacının Bakanlar Kurulu’nun 04.11.1999 gün ve 1999/13595 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği, 03.04.2000 tarihinde Alman vatandaşlığını kazandığı, çıkma belgesini teslim aldığı, 31.05.2000 tarihi itibariyle Türk vatandaşlığını kaybettiği, 20.11.2006 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurarak Almanya’da geçen hizmetlerini 3201 sayılı Yasa’ya göre değerlendirilmesi için borçlanma talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından yurtdışında geçen çalışma sürelerini borçlanma hakkının sadece Türk vatandaşlığına haiz olanlara tanındığı gerekçesiyle isteğinin reddedildiği hususları tartışmasızdır.
Uyuşmazlık, Türk vatandaşlığından izin yolu çıkanların yurtdışında geçen hizmetlerini 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanıp borçlanamayacağına ilişkindir.
Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Yasa’nın 1. maddesinde “18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen ve belgelendirilen çalışma süreleri, bu çalışma süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ve yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, 2. maddede belirtilen sosyal güvenlikleri kuruluşlarına prim, kesenek ve karşılık ödenmemiş olması ve istekleri halinde bu kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” şeklinde hükme bağlanmış ve aynı yasanın tanımlar başlıklı 2. maddesinin “c fıkrasında” sürelerin değerlendirilmesi kavramı ”Türk vatandaşlığına haiz olanların 1. maddede belirtilen sürelerinin istekleri halinde değerlendirilmesi” olarak tanımlanmıştır. Ancak, 11.02.1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 29.06.2004 gün ve 5203 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile değişik 29. maddesine göre, bu Yasa gereğince Türk vatandaşlığını kaybeden kişiler, kayıp tarihinden başlayarak yabancı muamelesine tâbi tutulur. Ancak, doğumla Türk vatandaşı olup da, İçişleri Bakanlığı’ndan vatandaşlıktan çıkma izni alanlar ve bunların vatandaşlıktan çıkma belgesinde kayıtlı reşit olmayan çocukları, Türkiye Cumhuriyeti’nin millî güvenliğine ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü ve seçme-seçilme, kamu görevlerine girme ve muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları dışında, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak ve bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tâbi olmak şartıyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Bu durumda, Türk vatandaşlığından izin yolu ile çıkan davacı, Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edeceğinden, yurtdışında geçen hizmetlerini 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanabilecektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın borçlanma ile ilgili belgelerin doğruluğu araştırılıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.