YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5017
KARAR NO : 2022/10027
KARAR TARİHİ : 12.12.2022
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ” önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere komşu taşınmazlara ait dava dosyaları ve bilirkişi raporları ile Kadastro Mahkemesinin 1988/73 Esas ve 1992/103 Karar sayılı dosyasına dayanak 18.06.1991 tarihli Gürsel Avcı tarafından düzenlenen krokili raporun 3 (üç) fen bilirkişisi ile dava konusu yerde keşif yapılarak dava konusu taşınmaza uygulanması, dava konusu taşınmazın tahdit dışına çıkarılan alanda kalıp kalmadığının net olarak belirlenmesi, bilirkişilerden komşu taşınmazlar için verilen kararlar ile 18.06.1991 tarihli Gürsel Avcı tarafından düzenlenen krokili rapor da tahdit dışına çıkarılmasına karar verilen kısımlar ile, (O1), (O2) (O3) ve (O4) harfli kısımların aynı krokili raporda gösterilmesinin istenilmesi, 03.05.2016 ve 28.12.2016 tarihleri bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin neden kaynaklandığı açıklanmak suretiyle bu çelişkinin giderilmesi ve nihai olarak dosyaya yansıyacak denetime elverişli rapor alınması, taşınmazın net bir şekilde orman tahdit sınırları dışında olduğunun belirlenmesi halinde ise zilyetlikle kazanma koşullarının davacı tarafça sağlanıp sağlanmadığının tespiti için yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve tanıklar ile bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla keşif yapılması, keşifte getirtilen belgelerin dava konusu yerle birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle ne şekilde nitelendirildiğinin tespit edilmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; yukarıda değinilen belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyledava konusu yer çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi; taşınmazın gerçek eğiminin, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmesi; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, davaya konu yerin niteliğinin ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediğinin belirlenmesi; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsini, yaşını, dağılımı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığını denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, şayet tescil kararı verilecekse 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediğinin ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, basit yargılama usulüne tâbi ve HUMK yürürlükte iken bir kez işlemden kaldırılan davada, HMK’nın 320. maddesi derhal yürürlüğe girmekle ikinci takipsiz bırakma ile usul işlemi tamamlanarak açılmamış sayılma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; iş bu karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 150. maddesinde ”Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 150/1 maddesinde, ”Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir” düzenlemesi getirilmiş olup, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; taraflara duruşma gün ve saatini bildiren tebligat çıkarıltıldı, tebligat evraklarının incelenmesinde, davalı … vekiline çıkarılan tebligat evrakını teslim alan kişinin vekilden farklı bir şahıs olduğu ve bu şahsın imzasına açıklamasız olarak tebliğ gerçekleştirildiği, bu haliyle davalı … vekiline yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na aykırı olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu haliyle; duruşma gün saatini bildirir davetiyenin davalı … vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması nedeniyle, taraflarca takip edilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK’un) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 12.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.