YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3718
KARAR NO : 2009/4282
KARAR TARİHİ : 15.06.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 259 parsel sayılı 3.928,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, öncesinde …’in zilyetliğinde ise de zilyetliğini terk etmiş olması nedeniyle çamlık vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi olduğu ve davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz 101 ada 258 nolu Hazine adına çamlık niteliği ile tespit edilen taşınmaza sınır olup, çekişmeli taşınmaz da çamlık vasfı ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Keşif sonucu düzenlenen uzman ziraatçı bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın ortalama % 15-20 eğimli olduğu, üzerinde çeşitli yaşlarda çam ağaçlarının bulunduğu belirtildiği halde, bu eğimde tarımsal faaliyetin ne şekilde sürdürüldüğü araştırılmadan mahkemece, tespitin aksi sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatı ile beyanına başvurulmadan soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve 1960 ve 1950 doğumlu davacı tanıkları beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm deliller ile, dava konusu taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanağı olan kayıtlar getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra taşınmaz başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler ve üç kişiden oluşan uzman zirai bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır. Mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazın kime ait olduğu, kimden kime ne suretle intikal ettiği, ne şekilde zilyet edildiği, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı sorulup saptanılmalı; taşınmazı dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespitlerinde bir belge ya da kayıt uygulanmış ise bu kayıtlarda taşınmaz yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği belirlenmeli, kayıt uygulaması ve kapsam tayini hususlarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükümleri gözetilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütununda yazılı bilgilere aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, keşfe katılacak uzman ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın niteliğini bildirir şekilde, uzman fen bilirkişisinden ise, uygulanan kayıtların kapsamı ile çekişmeli taşınmaz üzerindeki çam ağaçlarının yerini ve adedini belirtir ve keşfi takibe imkan verir raporlar alınmalı, taşınmazın keşif sırasında çektirilecek ve keşfi yapan hakim tarafından, taşınmaza aidiyeti onaylanacak fotoğrafları bilirkişi raporlarına eklenmeli, fotoğraflar ile taşınmaz bölümleri arasında irtibat sağlayacak şekilde fenni bilirkişiden açıklamalı rapor istenilmeli, uzman ziraatçı bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile fen bilirkişinin krokisi arasında da gerekli bağlantının kurulmasına özen gösterilmeli, böylece taşınmazın öncesi, niteliği, zilyetlik şekli ve süresi hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde araştırılıp incelendikten sonra davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen edinme koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.